Adalet ve güven temelli liderlik

*Son günlerde yaşanan olaylar, liderlik anlayışımızı yeniden değerlendirme ihtiyacını açıkça ortaya koydu. Kimi zaman krizlerin, kimi zaman toplumsal gerginliklerin gölgesinde kalan bir toplum olarak, adalet, eşitlik ve güven kavramlarını hem yeniden tanımlamamız hem de daha güçlü bir şekilde inşa etmemiz gerekiyor.
* Canan DUMAN-
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
Yazar: Canan DUMAN, Yönetim Danışmanı I Kurumsal Eğitmen I Yazar 🔑 İş dünyasının gündeminin, trendlerinin ve geleceğinin izini sürer.
Bugün, her cephede her zamankinden daha fazla cesur, kapsayıcı ve çözüm odaklı liderlik yaklaşımlarına ihtiyaç duyuyoruz.
Eşitlik: Eksikler ve gerçekler
Eşitlik dediğimizde genellikle herkesin aynı haklara sahip olduğu bir düzeni hayal ederiz. Ancak gerçek eşitlik, geçmişten gelen eşitsizliklerin ve engellerin kaldırılmasını da kapsar. Türkiye’de yaşanan son olaylar, toplumsal eşitsizliğin derinlere kök saldığını ve bireylerin hayatlarını nasıl etkilediğini hepimize net bir şekilde gösterdi.
Bu tür olaylar sadece yüzeydeki problemleri değil, sistemin içindeki kırılganlıkları da açığa çıkarıyor. Bugün liderlerin yalnızca sorunları işaret eden değil, çözüm üreten bir anlayışla hareket etmesi gerekiyor. Eşitliği sağlamak, insanların bulunduğu noktada onlarla buluşmayı ve onların seslerini gerçekten dinlemeyi gerektirir. Eğer bunu başaramazsak, eşitsizlik toplumu daha da derin çatlaklara sürükler.
Güven: Toplumun kırılgan temeli
Son dönemde en çok sorguladığım kavramlardan biri güven. Bir toplumda güven eksikliği, ilişkilerde derin yaralar açar. Hem bireysel hem toplumsal bağları zayıflatır. Türkiye’nin yaşadığı son olaylarda da bunu açıkça gördük. Güvensizlik, yalnızca bireyler arasında değil, toplum ile liderler arasında da hissediliyor.
Gerçek liderler, güven inşa etmek için çaba harcamalı. Ancak güven, öyle kolayca kazanılan bir duygu değil. Tutarlılık, şeffaflık ve eylemlerle desteklenmeli. İnsanlar liderlerine güven duyduğunda, yalnızca krizleri yönetmekle kalmaz; geleceğe umutla bakmayı da öğrenir.
Benim gözlemlerime göre, insanlar liderlerinden yalnızca krizleri yönetmelerini değil, aynı zamanda güvenilir bir geleceği inşa etmelerini bekliyorlar. Güven, bir toplumun temellerini güçlendiren bir bağdır ve bu bağ zayıfladığında değişim arzusu yerini kaosa bırakabilir. Liderler, kendi eylemleriyle bu bağı onarmak için çaba göstermelidir.
Güven, bir toplumun hem bireyler arasındaki bağlarını hem de liderlere duyduğu inancı güçlü tutar. Ancak son olaylar, güven duygusunun nasıl zayıfladığını açıkça ortaya koydu. İnsanlar yalnızca birbirlerinden değil, liderlerden ve kurumlardan da uzaklaşıyor; bu güven eksikliği ise toplumsal bağları yıpratıyor.
Güvensiz bir ortamda bireyler yalnızlaşır, umutlarını kaybeder ve değişim taleplerini dile getirmekten çekinir. Bugün liderlerin güven inşa etmeyi öncelikli hedef haline getirmesi gerekiyor. Güven söylemlerle değil, eylemlerle kazanılır.
Kapsayıcı bir gelecek için şefkatli liderlik
Bugün liderlerden beklediğimiz şey yalnızca kriz anlarını yönetmek değil, aynı zamanda toplumu bir araya getirecek köprüler inşa etmeleridir. Şefkatli liderlik tam da burada devreye girer. Farklılıkları kucaklayan, toplumun tüm kesimlerini birleştiren bir liderlik anlayışı, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. Türkiye’nin çeşitliliği, bu tür bir liderliğin ne kadar önemli olduğunu her fırsatta hatırlatıyor.
Son haftalarda yaşadıklarımız, toplumun ortak bir amaç etrafında birleştirilmesi gerektiğini daha açık bir şekilde ortaya koydu. Sadece sorunları dile getirmek yetmez; çözüm odaklı, yenilikçi ve şeffaf bir liderlik anlayışına geçiş yapmamız şart.
Henry Kissinger’ın ilham veren sözü
“Liderin görevi, halkını bulundukları yerden hiç gitmedikleri yerlere götürmektir.” Bu söz, tam da ihtiyacımız olan liderlik anlayışını özetliyor. Krizleri yönetmek, toplumun sesini duymak ve eşit bir gelecek inşa etmek… Bunlar, gerçek liderlerin sorumluluğudur. Liderler, yalnızca bir yönetici değil, aynı zamanda bir yol gösterici ve ilham kaynağı olmalıdır.
Sonuç olarak, her birimiz toplumun bir parçasıyız ve liderlerden beklentilerimiz, bizi bir arada tutan değerlerle şekillenir.
Liderlikte yeniden
düşünme zamanı
Dünyanın ve toplumun içinde bulunduğu krizler ortada. Bugün bir iklim krizinden sosyal eşitsizliğe, güven eksikliğinden ekonomik adaletsizliğe kadar pek çok sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunların çözümü, yalnızca söylemlerde değil, nesiller arasındaki farkı kapatan, iş birliği ruhunu yükselten ve dinamik çözümler üreten bir liderlik modelini benimsemekten geçiyor.
Artık liderlik, vitrin süsü gibi gözükmek yerine, çözümün bir parçası olmayı ve cesurca harekete geçmeyi gerektiriyor. Hükümetlerden özel sektöre, yönetim kurullarından CEO’lara kadar herkes liderlik anlayışını yeniden tanımlamalı. Liderler, toplumun tüm kesimlerini bir araya getirerek şeffaf, yenilikçi, kapsayıcı ve çözüm odaklı politikalar geliştirmelidir.
Danışmanlık ve eğitim talepleriniz için: info@cananduman.com
Sipariş talepleriniz için:
İşte Aranan Lider bireysel ve kurumsal sipariş için: https://www.kanonkitap.com/urun/iste-aranan-lider-canan-duman
3’lü set için: İşte Aranan Lider, İşin Geleceği Şimdi, Şirketler Yıldız Çalışanlarını Neden Kaybeder? https://www.kanonkitap.com/urun/canan-duman-seti-3-kitap-takim
