Almanya’nın Koronavirüs salgınına karşı mücadelesi


TÜHA HABER / SETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan Araştırmacı M. Erkut Ayvaz ve Araştırma Asistanı İbrahim Alboğa, ‘Almanya’nın Koronavirüs salgınına karşı mücadelesi’ başlığı altığında, Koronavirüs salgınına karşı Alman siyaseti ne gibi adımlar attı? Koronavirüs salgını Alman siyasetinde ne gibi dengeleri değiştirme potansiyeli taşımaktadır? Salgının Alman ekonomisine etkisi ne olacak ve alınan önlemler nelerdir? sorularının ‘Perspektif’ini çiziyor.


Biz de (UHA) Uluslararası Haber Ajansı olarak, ‘Almanya’nın Koronavirüs salgınına karşı mücadelesi’ ni sizlere aktaracağız.GİRİŞYeni tip Koronavirüs (COVID-19) salgını tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’nın en güçlü ekonomilerinden Almanya’yı da derinden etkilemiştir. Ancak salgınla mücadele kapsamında Almanya’da başta federal hükümet, eyalet hükümetleri ve diğer yerel aktörlerin attığı adımların şimdiden karmaşık bir görüntü verdiği eleştirileri de söz konusudur. Koronavirüs salgını ile ilgili günlük açıklamalarda bulunan Robert Koch Enstitüsü (RKE) Federal Sağlık Bakanlığına bağlı olmakla birlikte federal hükümete bilimsel danışmanlık da yapmaktadır. Koronavirüs vaka sayısını günbegün aktaran RKE’nin 2Nisan 2020 sabahı itibarıyla testlerle doğrulanmış son rakamlarına göre yaklaşık 74 bin kişi enfekte olmuşsa da, gün içerisinde bu sayı 80 bini geçmiş, yaklaşık 1000’i aşkın kişi de hayatını kaybetmiştir.
Başka ülkelere kıyasla Almanya’da ölüm vakalarının oransal olarak şimdilik düşük olmasının nedeni ise diğer ülkelerden çok daha önce test yapmaya başlanmasıylairtibatlandırılmaktadır. Mevcut vakaların sayısı virüsün yayılma hızı hakkında bir tahmin yapmayı kolaylaştırsa da toplumdan gelen yoğun test talebinin tam karşılanamadığı, bu sebeple öncelikli olarak ağır semptomlara sahip olanların test edildiği bildirilmektedir.

Böylelikle Koronavirüs kaynaklı ölüm oranlarının tespitinin de ancak gerçekleştirilebilen testlerle irtibatlı olduğuna işaret edilmektedir.
Federal Sağlık Bakanlığının tahminlerine göre Almanya’da haftalık takriben 200 bin Koronavirüs testinin gerçekleştirildiği ileri sürülürken bazı sağlık örgütleri günlük 12 bin, RKE Başkanı Lothar Wieler ise haftalık 160 bin testin yapıldığını belirtmiştir. Başta RKE’nin tahminlerine göre Almanya’da –zamanı tam tahmin edilemese de– nüfusun yüzde 60-70’inin Koronavirüse yakalanması beklenmektedir. Yine son olarak 29 Mart’ta kapsamlı bir mülakat veren RKE başkanı Wieler, İtalya’dakine benzer kapasite eksikliklerinin Almanya’da da muhtemel olduğunu dile getirmiştir. Wieler ayrıca Almanya’da salgının henüz yeni başladığını vurgularken hastane kapasite ve solunum cihazlarının yetmeyebileceği uyarısında da bulunmuştur. Benzer bir söylemi 26 Mart’ta Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn da tercih ederek mevcut durumu “fırtına öncesi sessizlik” olarak tanımlamıştır. Koronavirüs salgını Alman sağlık sistemi ve genel anlamda sektörün yapısal sorunlarının dışa vurmasına da vesile olmuştur. Kamuya ait hastanelerin özelleştirilmesi ile birlikte hastane personel sayısının ve donanımın ticari kaygıyla azaltılması hizmet kalitesini de düşürdüğü gibi salgın gibi olağanüstü durumlarda hastane personelinin bulaşıcı hastalıklara karşı koruyucu maske ve kıyafet gibi ekipman yetersizliğine de neden olmuştur. Böylelikle Almanya güçlü bir sağlık sistemine sahip olmasına rağmen hemsağlık sistemindeki eksiklikler hem de genel anlamda Koronavirüs krizine karşı yeterince hazırlıklı olmadığı eleştirilerine de muhatap olmaktadır. Bu bağlamda bilhassa yeterli testlerin de gerçekleştirilmediği eleştirileri gündeme gelirken bu durumun salgının hala tam anlamıyla ciddiye alınmadığının göstergesiolduğu yorumları da yapılmaktadır.
Bu perspektifte Koronavirüs salgınıyla mücadelede Alman siyasetinin gelinen aşamada ne gibi ve hangi çerçevede adımlar attığı ele alınmaktadır. Buradabilhassa federal hükümet ve eyaletlerdeki aktörlerin konuya yaklaşımı siyaset açısından irdelenmektedir. Alman siyasetinde pek alışık olunmayan lider odaklı siyasetin kriz sebebiyle kısmen yeniden alan bulmasının yanı sıra Şansölye Merkel’in ulusa sesleniş konuşmasına da değinilmektedir. Perspektifte ayrıca Almanya’nın Koronavirüs salgını sebebiyle ekonomi alanındaki adımlarına da işaret edilmektedi. (devam edecek) ***
M. Erkut Ayvaz
Araştırmacı, BerlinErlangen-Nürnberg Üniversitesi (Almanya) siyaset bilimi ve kamu hukuku bölümlerinden 2011 yılında mezun oldu. DAAD bursu ile Duke University (ABD) siyaset bilimi departmanında 2012-2013 arası bir yıllık eğitim aldı. ABD dönüşü 2014’te Erlangen-Nürnberg Üniversitesi siyaset bilimi master programında master tezini bitirmesini müteakip mezun oldu. Çeşitli ulusal gazetelerde yayımlanmış yazıları bulunan Ayvaz, Otto-Friedrich-Universität Bamberg’te (Almanya) doktora çalışmalarını sürdürmektedir. ***

İbrahim Alboğa
Araştırma Asistanı, BerlinFrankfurt Goethe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Etnoloji bölümünde Lisans yapmıştır. Aynı üniversitede Siyaset Felsefesi alanında Yüksek Lisansını tamamlamış ve ERASMUS kapsamında bir sömestr İsviçre’de Bern Üniversitesi’nde uluslararası iklim politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejileri alanında çalışmalar yapmıştır. Çalışma alanları Alman kimliği ekseninde dış politika, Almanya’nın kalkınma ve güvenlik politikaları ve Avrupa Birliği’nin mülteci ve güvenlik politikalarıdır. İbrahim Alboğa SETA Berlin’de Araştırma Asistanı olarak çalışmaktadır.
[TÜHA Haber Ajansı, 8 Nisan 2020]