Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar: Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Türkiye’nin bölgesel pozisyonu üzerindeki etkileri

* Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi Neleri Gösterdi?...

sanghay-isbirligi-orgutu-zirvesi-neleri-gosterdi.jpg

* Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Bişkek Zirvesi’nde alınan kararların örgütün kurumsal kapasitesi, genişleyen gündemi ve Türkiye’nin bölgesel pozisyonu üzerindeki etkilerini Fokus+ için kaleme aldı. 

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Zeynep Gizem Özpınar, Türkiye Araştırmaları Vakfı sitesinin yazarı

Araştırmacı Zeynep Gizem Özpınar

İSTANBUL, 05 EYLÜL 2026 - Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), kuruluşunun 25. yılında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen zirvede güvenlik, ekonomi, ulaştırma, enerji ve teknoloji alanlarındaki iş birliğine ilişkin yeni kararlar aldı.

"Sürdürülebilir Barış, Kalkınma ve Refah için Birlikte" temasıyla düzenlenen zirveye Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in de aralarında bulunduğu üye devlet liderleri katıldı; Türkiye Cumhuriyeti ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla ŞİÖ Plus formatındaki oturumlarda temsil edildi.

Açılış konuşmasını yapan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, örgüt üyesi ülkelerin dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlasını ve küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık dörtte birini temsil ettiğine dikkat çekerek, ŞİÖ'nün basit bir sınır güvenliği mekanizmasından küresel çapta etkili bir aktöre dönüştüğünü vurguladı.

Zirvenin sonunda kabul edilen Bişkek Deklarasyonu ile birlikte toplam 28 belge imzalandı. ŞİÖ Şartı'nda değişiklik yapılmasına ilişkin protokolün yanı sıra uyuşturucuyla mücadele, sınır aşan organize suçlar, yapay zekâ, uluslararası bilgi güvenliği, enerji sistemleri ve lojistik merkezleri gibi farklı alanlara yönelik düzenlemeler de kabul edildi.

Bişkek Deklarasyonu, örgütün bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin ortak değerlendirmelerini ortaya koyarken ekonomik iş birliğinin, sürdürülebilir kalkınmanın ve güvenlik alanındaki koordinasyonun geliştirilmesine yönelik hedefleri de kayıt altına aldı. Deklarasyonda Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukuk vurgusu yapılırken küresel ekonomik yönetişimin geliştirilmesi, enerji iş birliğinin artırılması ve tek taraflı zorlayıcı tedbirlere ilişkin eleştiriler de yer aldı.

Alınan kararların kapsamı genişledikçe, ŞİÖ açısından asıl tartışma da karar alma sürecinden uygulama kapasitesine kayıyor. Zira örgütün güvenlikten ekonomiye ve teknolojiden ulaştırmaya uzanan bir gündemi aynı anda yürütebilmesi, farklı önceliklere sahip üyeler arasında sürdürülebilir bir koordinasyon gerektiriyor. Dolayısıyla ŞİÖ'nün kurumsal yapısının yeni sorumlulukları karşılamaya ne ölçüde elverişli olduğu önem kazanıyor.

Güvenlik mekanizmaları

Örgütün kuruluşundan bu yana temel çalışma alanlarından biri güvenlik oldu; Bişkek Zirvesi'nde de bu başlığın ağırlığını koruduğu görüldü. Üye devletlerin güvenliğine yönelik tehdit ve sınamalarla mücadele için Evrensel Merkez'in tüzüğü onaylanırken, başkent Bişkek'te Sınır Aşan Organize Suçlarla Mücadele Merkezi'nin kurulması kararlaştırıldı. Uyuşturucuyla Mücadele Merkezi'nin yürütme kuruluna ilişkin düzenlemelerin yapılması ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele programlarının kabul edilmesi de güvenlik alanındaki iş birliğinin daha düzenli mekanizmalar üzerinden yürütülmesine yönelik adımlar olarak öne çıktı.

Öte yandan güvenlik alanındaki iş birliği, ortak bir savunma yükümlülüğüne dayanan askerî ittifak anlayışından farklı bir yapıya sahip. Örgüt, üyelerine yönelik ortak bir savunma taahhüdü içermiyor. Güvenlik iş birliğini terörizm, ayrılıkçılık, aşırılıkçılık, uyuşturucu kaçakçılığı, sınır aşan suçlar ve bilgi güvenliği gibi ortak tehditlere karşı koordinasyon üzerinden yürütüyor.

Bu yapı, ŞİÖ'nün geniş bir coğrafyada farklı güvenlik önceliklerini aynı çerçevede ele almasına imkân veriyor. Fakat aynı durum karar alma sürecinin sınırlarını da belirliyor. Çin, Rusya, Hindistan, İran, Pakistan ve Orta Asya ülkelerinin dış politika ve güvenlik öncelikleri her konuda örtüşmüyor; Hindistan ile Pakistan arasındaki ilişkiler, Çin ile Hindistan arasındaki rekabet ve Orta Asya ülkelerinin büyük güçler arasındaki denge arayışı, örgüt içerisindeki çıkar farklılıklarının başlıca örneklerini oluşturuyor.

Nitekim Bişkek'te güvenlik alanında yeni mekanizmaların kurulması önemli bir kurumsal gelişme olarak değerlendirilebilir ancak bu mekanizmaların etkinliği, üye ülkelerin bilgi paylaşımı, ortak operasyonel kapasite ve kararların uygulanması konularında ne ölçüde koordinasyon sağlayabileceğiyle belirlenecek. Zira bir kurumun kurulması ile o kurumun etkili çalışması arasında her zaman aynı ölçüde bir ilişki bulunmuyor.

Ekonomik kapasite

Ekonomik iş birliği alanında da benzer bir güçlük yaşanıyor. ŞİÖ içerisinde uzun süredir gündemde olan Kalkınma Bankası fikri, örgütün ekonomik kapasitesini artırma arayışının önemli örneklerinden biri. Ancak Bişkek Zirvesi'nde bankanın kuruluşuna ilişkin nihai kurumsal çerçevenin tamamlanmamış olması, ekonomik alandaki kararların siyasi mutabakatın ardından uygulama aşamasına taşınmasının daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Kalkınma Bankası konusundaki tıkanıklık, örgüt açısından önemli bir yapısal meseleye işaret ediyor: Örgütün üye sayısının ve ekonomik potansiyelinin artması, ortak ekonomik mekanizmaların kendiliğinden oluşmasını sağlamıyor. Finansman, yönetim, sermaye katkısı ve karar alma süreçleri üzerinde uzlaşma sağlanması gerekiyor. Kalkınma Bankası da bu açıdan örgütün kararları somut ekonomik araçlara dönüştürme kapasitesini ölçmek bakımından önemli bir sınama niteliğinde.

Nitekim üyeler arasındaki ticaret hacminin 700 milyar dolar eşiğine yaklaşması, örgütün banka gibi merkezî bir mekanizma olmadan da ikili ve çok taraflı ticari bağları büyütebildiğini gösteriyor. Bu veri, örgütün ekonomik potansiyelini kurumsal bir çerçeveye oturtmadan da belirli bir noktaya kadar taşıyabildiğini gösterirken, daha büyük ölçekli ortak yatırım ve altyapı finansmanı projelerinde bu boşluğun giderek daha görünür hâle geleceğini de düşündürüyor.

Konuya ilişkin ŞİÖ Genel Sekreteri Nurlan Yermekbayev'in, örgütün etkinliğinin sektörel mekanizmaların performansına bağlı olduğunu belirten değerlendirmesi de bu noktayı destekliyor. Bakanlıklar ve ilgili kurumlar arasındaki bu mekanizmaların işleyişine yapılan vurgu, örgütün önündeki meselenin yeni iş birliği alanları açmaktan önce mevcut kararları sonuç üreten süreçlere dönüştürmek olduğunu ortaya koyuyor.

Bağlantısallık gündemi

ŞİÖ'nün önümüzdeki dönemdeki iş birliği gündeminde ulaştırma ve bağlantısallığın daha fazla yer tutması dikkat çekiyor. Bişkek Zirvesi'nde limanlar ve lojistik merkezlerinin geliştirilmesine yönelik 2026-2030 dönemini kapsayan bir eylem planının kabul edilmesi, ulaştırma altyapısının örgüt içerisindeki ekonomik iş birliğinin önemli başlıklarından biri hâline geldiğini gösteriyor. Yapay zekâ teknolojileri, veri merkezleri, bilgi güvenliği, enerji verimliliği ve yeşil teknoloji alanlarında kabul edilen düzenlemeler de ekonomik bağlantısallığın dijital ve enerji boyutlarını genişletiyor.

Bu gelişmeler özellikle Orta Asya açısından önem taşıyor. Bölge ülkeleri son yıllarda Çin, Rusya, Hazar havzası ve Avrupa arasındaki ulaştırma ve enerji bağlantılarında daha fazla seçenek oluşturmaya çalışıyor; ŞİÖ çerçevesinde ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesine ilişkin kararlar da bu arayışla kesişiyor.

3 ülke bu demiryolu hattı için harekete geçti.. Güzergahta Türkiye de var

Öne çıkan projeler arasında Çin-Kırgızistan-Özbekistan demir yolu özel bir önem taşıyor. Bu tür altyapı projelerinin ilerlemesi, Orta Asya'nın doğu-batı yönlü ulaştırma bağlantılarındaki konumunu etkileyebilir. Güzergâhın ekonomik değer kazanması ise hattın tamamlanmasının yanında sınır geçişlerinin hızlandırılmasına, gümrük prosedürlerinin uyumlaştırılmasına, lojistik maliyetlerin düşürülmesine ve farklı ulaştırma sistemleri arasında teknik uyum sağlanmasına bağlı. Ne var ki bu ölçekteki altyapı projelerinde finansman kaynaklarının sağlanması ve inşaat takviminin öngörüldüğü şekilde ilerlemesi, bölgedeki benzer girişimlerde sıkça karşılaşılan bir risk alanı olmaya devam ediyor. Dolayısıyla ulaştırma gündemindeki kararlar da güvenlik ve ekonomi alanlarında görülen aynı uygulama sınavından ayrı tutulamaz.

Bu tür bir bağlantısallık gündemi Türkiye açısından da yakından takip edilmesi gerekiyor. Ankara'nın ŞİÖ Plus toplantısına katılması, Türkiye'nin Orta Asya, Çin ve Rusya'nın da yer aldığı geniş bir Avrasya platformunda diplomatik temaslarını sürdürmesine imkân sağlıyor. Özellikle Orta Koridor bakımından örgütün ulaştırma gündemi yakından izlenmeli. Çünkü Çin ile Avrupa arasındaki güzergâhların çeşitlendirilmesi, Hazar geçişli bağlantıların geliştirilmesi ve Orta Asya'daki altyapı yatırımlarının ilerlemesi, Türkiye'nin bölgesel ulaştırma ağlarındaki konumunu doğrudan etkileyebilir.

Bu çerçevede taşıma süresi, maliyet, kapasite ve sınır geçişlerinin etkinliği, Orta Koridor'un rekabet gücünü belirleyen başlıca unsurlar olacak. Ankara açısından bu sürecin asıl karşılığı ise ulaştırma bağlantılarının enerji, ticaret ve dijitalleşme alanlarındaki iş birlikleriyle desteklenebilmesinde ortaya çıkacak.

Genişleyen çerçeve

Bişkek Zirvesi'nin bir diğer öne çıkan yönü, örgütün coğrafi ve kurumsal etki alanını genişletme arayışı oldu. Örgüt sekreterliği ile Afrika Birliği arasında iş birliği kurulmasının gündeme gelmesi, ŞİÖ'nün güvenlik ve ekonomi eksenli klasik gündeminin ötesine geçerek küresel platformlarla bağlantı kurma çabasının bir göstergesi. Buna ek olarak, zirve marjında Pakistan'ın Lahor şehrinin 2026-2027 dönemi için Turizm ve Kültür Başkenti ilan edilmesi de örgütün kültürel ve insani iş birliği boyutunu güçlendirme yönündeki adımlarından biri oldu.

Örgütün üyelik yapısındaki dönüşüm de bu genişleme eğilimiyle örtüşüyor. ŞİÖ, kuruluşundan bu yana geçen 25 yılda 4 yeni tam üye kabul ederek bugün 10 üyeli bir yapıya ulaştı: Hindistan ve Pakistan 2017'de, İran 2023'te, Belarus ise 2024'te örgüte katıldı. Bunun yanı sıra Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsünde, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 15 ülke ise diyalog ortağı konumunda örgütle bağlantılı. Böylece ŞİÖ bugün 36 milyon kilometrekarelik bir alanı ve 3,4 milyardan fazla nüfusu kapsayan bir yapıya dönüşmüş durumda. Ayrıca 2025 Tianjin Zirvesi'nde alınan kararla gözlemci ve diyalog ortağı statülerinin tek bir "ŞİÖ ortağı" kategorisi altında birleştirilmesi öngörülüyor; bu düzenlemenin hukuki çerçevesi tamamlanana kadar mevcut statüler geçerliliğini koruyor.

Bu dönüşüm, örgüt açısından yeni fırsatlar sunarken, yukarıda ele alınan kapasite meselesini de daha katmanlı hâle getiriyor. Çünkü örgüt üye sayısını, ortaklık kategorilerini ve iş birliği alanlarını genişlettikçe, 10 farklı tam üyenin önceliklerini uzlaştırmakla yetinmeyip giderek büyüyen bir ortaklar ağını da aynı çerçevede koordine etme yükümlülüğüyle karşı karşıya kalıyor. Bu da mevcut mekanizmaların söz konusu genişlemeyi taşıyabilecek işleyiş kapasitesine sahip olup olmadığı sorusunu daha da güçlendiriyor.

Nihayetinde, ŞİÖ'nün önümüzdeki dönemdeki ağırlığı, büyük ölçüde Bişkek'te çizilen bu çerçevenin sahada somut sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceğine bağlı. Örgütün dönem başkanlığını 2026-2027 için devralacak Pakistan'ın ev sahipliğinde düzenlenecek bir sonraki zirve, bu bakımdan önemli bir referans noktası olacak.

***

Yazar hakkında

 

Zeynep Gizem Özpınar, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden lisans derecesini almıştır. 2019 yılında Karabük Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölge Çalışmaları Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisans eğitimini, “Ermeni Meselesi’nde Son Kırılma Noktası: II. Karabağ Savaşı” başlıklı teziyle tamamlamıştır. Doktora adayı olarak akademik çalışmalarını sürdüren Özpınar, daha önce Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi’nde yönetim kurulu üyeliği ve merkezin dergisi Dış Bakış’ta editörlük görevlerinde bulunmuştur. Özpınar’ın yayımlanmış bilimsel makaleleri, analiz yazıları, tez çalışması ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri mevcuttur. Analiz ve değerlendirmeleri Daily Sabah, Fokus+, Türkiye Today ve Al Jazeera gibi medya kuruluşlarında yayınlanmaktadır.

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği