TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency

ANKARA, 16 EYLÜL 2026 - Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Bakan Yusuf Tekin, gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olmasını dileyen Tekin, öğrenci ve öğretmenlere başarılar diledi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 8 Eylül'de açıklanan PISA 2025 sonuçlarını değerlendiren Tekin, "Bu başarıyı 1-2 yıl gibi periyotlarda yapılan çalışmalarla sınırlandırmak irrasyonel bir yaklaşım." dedi.
PISA gibi uluslararası derecelendirme mekanizmalarında nelerin ölçüldüğünü ve Türkiye'deki eğitim öğretim sisteminde nelerin eksik olduğunun bir analizinin yapılması gerektiği aktaran Tekin, 2001'de AK Parti kurulurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuya yönelik önermelerinin bulunduğunu belirtti.
Tekin, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımız diyor ki 'Türk gençleri, Türk çocukları bu kadar kalabalık sınıflarda, bu kadar kötü fiziki koşullarda eğitim öğretim almayı hak etmiyorlar'. 'Çok daha iyisini sunmak zorundayız'dan hareketle 2001'deki parti programında, 2002'deki hükümet programında eğitim-öğretimin uluslararası göstergeler açısından, fiziki kapasite itibarıyla istenilen noktaya çekileceğini taahhüt etmiş."
"Okullarımızda sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı"
Bakan Tekin, kendisinin "siyaset bilimcisi" olduğunu belirterek, uluslararası arenada bir ülkenin demokratik gösterge ve demokratikleşme trendi açısından pozisyonunun genel bütçesinden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığıyla ölçüldüğünü dile getirdi.
Türkiye'nin 2002 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin sıralamada dördüncü olarak yer aldığını hatırlatan Tekin, o yıllarda başka alanlara kaynak ayrıldığını aktardı.
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığı döneminde genel bütçeden en çok payın eğitime ayrıldığını vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüzde 7'lerden yüzde 15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla okullarımızda sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı. 2002'de Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz için 357 bin dersliğimiz var. Türkiye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi.
Depremle yıkılan okullarımız, başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikleri düşündüğümüzde yani bu 357 bin dersliğin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. İlk yaptığımız şey, derslik sayısını artırıp çocuklarımızın bir sırada 3-4 kişinin oturduğu bir sınıf değil, rahat, notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar. Şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. Yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey."
Söz konusu yıllarda eğitime erişim konusunda sorun yaşandığını, öğrencilerin ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula devam edebilecekleri bir mekanizmanın bulunmadığını ifade eden Tekin, buna karşın bu sorunların aşılması için adımlar attıklarına dikkati çekti.
Bu kapsamda eğitimine devam etmek isteyen ancak ulaşım problemleri yaşayan öğrenciler için taşımalı eğitim sistemini hayata geçirdiklerini anımsatan Tekin, okulların da pansiyon kapasitesini artırdıklarını dile getirdi.
Türkiye'nin 2002'de uluslararası göstergeler açısından ortaöğretime devam eden öğrenci oranını yüzde 50'lerden yüzde 90'ın üzerine çıkardıklarını belirten Tekin, "Okul öncesi eğitime erişim 2002'de yüzde 11 iken bugün yüzde 80'in üzerinde. Bunlar çok önemli parametreler. Eğitime erişim açısından da bu konuyu ciddi şekilde çözdük." bilgisini paylaştı.

"Müfredatı da buna göre seyreltmek gerekiyor ki sistem başarılı olsun"
Bakan Tekin, öğretmenlerin yüzde 80'inin AK Parti iktidarları döneminde atandığını bildirdi.
2002'de yaklaşık 540 bin olan öğretmen sayısının bugün 1 milyon 260 bin olduğunu aktaran Tekin, "Öğretmen nitelikleriyle ilgili olarak 2014-2015'te, öğretmen yeterlilikleriyle ilgili çok kapsamlı bir çalışma yaptık uluslararası göstergelerle uyumlu bir biçimde." diye konuştu.
2013'te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevine başladıktan sonra katıldığı uluslararası toplantılarda Türkiye'ye yönelik en önemli eleştirinin "müfredatın bilgi odaklı olması" nedeniyle gösterildiğini hatırlatan Tekin, şunları kaydetti:
"Aklımıza gelen her şeyi müfredata koymuşuz. Çünkü aynı dönemlerde 80'li, 90'lı yıllarda eğitime erişim de sınırlı olduğu için hem ortaöğretim hem yüksek öğretime sınırlı sayıda öğrenci devam edebildiği için çocuklarımız her şeyi burada öğrensin, ortaokulda öğrensin, ilkokulda öğrensin diye bizim müfredatlarımız şişmiş. Şişince ne oluyor? Atıyorum haftalık 3 saat dersiniz var. 3 saatlik bir dersi öğretiyorsunuz ama biz sizin müfredatınıza haftada 6-7 saat zaman ayırırsanız eğer öğretebileceğiniz bir müfredatı doldurmuşuz.
Çünkü aklımıza gelen her şey, 'trafik kazaları yoğunlaşıyor bunu koyalım'. Sağlıkla ilgili bir şey oluyor 'bunu da koyalım müfredata' ve müfredatımız şişmiş. Hal böyle olunca öğretmenimiz haftada 6-7 saat imkan vermemiz gereken bir dersi haftada 3 saatle sınırlandırdığımızda öğretmenimiz müfredatı yetiştirmek için hızlı gidiyor. Çünkü bir taraftan müfredatı yetiştirecek. Bunu yaptığı zaman öğrenciler verilmesi gereken eğitimi sağlıklı alamıyorlar. Öğrenci başarısız, öğretmen başarısız, okul başarısız, eğitim sistemi başarısız.
Şimdi eğitime erişim arttığına göre o zaman müfredatı da buna göre seyreltmek ve ilerleyen eğitim kademelerine bazı şeyleri kaydırmak gerekiyor ki sistem başarılı olsun. Dolayısıyla 2013'ten itibaren peyderpey, kademeli bir biçimde, tedricen müfredatı seyreltme sürecine girdik ve müfredatın bilgi odaklı olmaktan ziyade uluslararası mekanizmaların ölçtüğü sistematiğe uygun bir biçimde ve de çocuklarımızın bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir dönemde bilgiye erişmeyi değil, eriştikleri bilgiyi gündelik hayatta ve toplumsal yaşamlarında kullanabilecekleri hale dönüştürmek gerekir, bunun biz çalışmasını başlattık."
Tekin, çalışmaların sonucunda 2024'te Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni hayata geçirdiklerini anımsattı.
PISA skorlarının yükselmesiyle ilgili olarak müfredatın "beceri odaklı" olmasının da etkisinin bulunduğunu kaydeden Tekin, ayrıca 2013'te ölçme-değerlendirmenin işlevini artırmak için MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kurduklarını ifade etti.
PISA 2025 sonuçları açıklanmadan yaklaşık 15 gün önce PISA yönetimiyle çevrim içi bir toplantı yaptıklarını anlatan Tekin, "Toplantıda PISA Yönetim Kurulu Başkanı bizden şöyle bir şey istedi. Dedi ki: '8 Eylül'de yapacağınız konuşmada, bizim çok dikkatimizi çeken bir şey var, bunu diğer ülkelere anlatmanızı istiyoruz. Türkiye olağanüstü bir başarı çıtası gösteriyor. Fakat ilginç olan bir şey var, bu çıta, 2015'ten sonra yükselişe geçiyor." diye konuştu.
Yabancı bir gözlemcinin bu analizi yaptığına göre 2015'te Türkiye'de önemli bir şey olması gerektiğini kaydeden Tekin, şöyle konuştu:
"Biz, 2014'te Dershane Kanunu'nu çıkarırken, dershanelerle ilgili en önemli iddiamız şuydu: 'Dershane dediğimiz yapılar, Milli Eğitim Bakanlığının ders kitapları, öğretim programları, okullar ve öğretmenleri bir vesayet mekanizması'. Siz okulda ne öğretirseniz öğretin, piyasada bir algı oluşmuş, bir sektör var, FETÖ vesayeti.
Bu vesayet diyor ki: 'Milli Eğitim'in öğretmenleri, ders kitapları, okulları işe yaramaz. Siz, orada 12 yıl boşa okuyorsunuz, 3-6 ay bizim dershaneye gelin başarılı olun.' Böyle bir algı olduğu sürece, sizin eğitim sisteminiz bu vesayetten kurtulmadığı sürece başarılı olma ihtimali yok. Bunu ben, Türkiye içinde çok kullanıyordum. Ama bunu PISA Yönetim Kurulu Başkanı'nın skorlar üzerinden tespit etmiş olması benim açımdan çok önemli bir nokta."



Benzer Haberler
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Sınıfta cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmenlerimizi kullanmama konusunda uyarıda bulunduk”
Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik; Resmi Gazete'de yayımlandı.
LGS tercih maratonu başlıyor: Doğru lise seçiminde uluslararası akreditasyonlar öne çıkıyor
Spikerlik ve sunuculuk hayali kuranlar TRT Akademi'de buluşuyor
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), eğitim kurumlarına ilk defa yönetici görevlendirme takvimi açıklandı.
Kreş ve gündüz bakımevlerini kapsayan yeni düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026) sona erdi.