www.turkuazhaberajansi.com/Analiz: Gazeteci İsmail Özdemir yazdı,

* Alkışla Girdiği Salonda, Yenildiğini İlan Etti: Sırbistan’da Vucic Dönemi Nasıl Sona Erdi?...

* Gazeteci İsmail Özdemir, Novi Sad’daki trajik bir kazayla başlayıp sokakları sarsan iki yıllık öğrenci eylemlerinin, Sırbistan’da Aleksandar Vucic’in 12 yıllık iktidarını sandıkta nasıl sonlandırdığını Fokus+ için kaleme aldı.

TÜHA / TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (www.turkuazhaberajansi.com)

İsmail Özdemir | Fokus+

YAZAR* Gazeteci İsmail Özdemir

SIRBİSTAN, 04 KASIM 2026 - Gazeteci İsmail Özdemir, Novi Sad’daki trajik bir kazayla başlayıp sokakları sarsan iki yıllık öğrenci eylemlerinin, Sırbistan’da Aleksandar Vucic’in 12 yıllık iktidarını sandıkta nasıl sonlandırdığını Fokus+ için kaleme aldı.

web-odak-alkisla-girdigi-salonda-yenildigini-ilan-etti-sirbistan-da-vucic-donemi-nasil-sona-erdi-ismail-ozdemir-1.jpg

Sırbistan’ın Novi Sad şehrinde çöken bir beton sundurmayla başlayan, iki yıl boyunca sokakları dolduran öğrenci eylemleriyle büyüyen ve 25 Ekim’de sandıkta noktalanan süreç, Aleksandar Vucic (Vučić)’i 12 yıl sonra iktidardan götürdü.

O akşam Belgrad’da, Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) seçim merkezindeydim.

Gazeteciler olarak yerimizi almış, sonuçları bekliyorduk.

İçeriden alkışlar, sevinç sesleri yükseldi. Hemen ardından Vucic salona girdi.

Parti üyeleri o kadar uzun alkışladı ki Vucic bir süre konuşmasına başlayamadı.

Salonu sakinleştirdi ve o cümleyi kurdu:

"Seçimi kaybettik."

O ana kadar salondaki coşkuyu izleyen gazetecilerin hepsi şaşkındı. Alkış, şarkı, sevinç ve ardından bir yenilgi itirafı.

Vucic 9 dakika konuştu. Çok sert bir muhalefet yapacaklarını da sözlerine ekledi. Sonra yine şarkılar eşliğinde salondan ayrıldı.

Ama bu kez sahne değişti.

Aynı saatlerde Belgrad’ın ana caddeleri korna sesleriyle doldu. Novi Sad’da, Nis’te, Kragujevac’ta ve daha birçok şehirde insanlar sokaklara döküldü. Ulusal Meclisin hemen yanındaki Pionirski Park’ta, aylardır iktidar yanlılarının kaldığı çadır kampının çitleri ve çadırları Öğrenci Listesi destekçileri tarafından söküldü.

İki yıldır süren bir kavganın sembolü, bir gecede ortadan kalktı.

Sırbistan’da SNS’nin 14 yıllık iktidarı, Vucic’in devletin zirvesinde geçirdiği 12 yıl sona erdi. Ülke artık yalnızca bir hükûmet değişimi değil, bir paradigma değişimi yaşıyor.

Rakamlar ne söylüyor? 

Sırbistan Devlet Seçim Komisyonu (RIK), 8 bin 77 sandığın sayıldığı seçimde Öğrenci Listesi’nin 2 milyon 211 bin 400 oyla yüzde 52,54'e ulaştığını, “Aleksandar Vucic - Birleşmiş Sırbistan” listesinin ise 1 milyon 653 bin 868 oyla yüzde 39,29'da kaldığını açıkladı.

Bu oranlarla Öğrenci Listesi 140, Vucic’in listesi ise 103 milletvekilliği kazandı.

250 sandalyeli Ulusal Meclis’te çoğunluk için en az 126 sandalye gerekiyor.

Yani öğrenciler koalisyon pazarlığına muhtaç değil. Hükûmeti tek başına kurabilecekler.

Kalan sandalyeler ise Macar ve Arnavut toplulukları başta olmak üzere azınlık listelerine gitti.

Slobodan Milosevic’in kurduğu SPS’nin lideri Ivica Dacic’in listesi yüzde 2,18'de kaldı, barajı geçemedi. Milosevic, Lahey’de savaş suçlarından yargılanırken 2006'da ölmüştü. 2012'de SNS’yi iktidara taşıyan koalisyonun diğer ortağı da böylece meclis dışında kaldı.

Sandığa gidişin yüzde 70 civarında, 2000'den bu yana görülmemiş bir seviyede olması da tablonun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

2000 yılı, Sırbistan için sıradan bir tarih değil. O yıl sokaklar Milosevic’i göndermişti.

Hatırlatmakta fayda var: 17 Aralık 2023'te Vucic’in listesi yüzde 46,75 oyla 129 sandalye almıştı.

Üç yıl bile geçmeden 26 sandalye kaybetti.

Bir sundurmanın yıktığı iktidar 

1 Kasım 2024'te Novi Sad Tren İstasyonu’ndaki beton sundurma çöktü. 16 kişi hayatını kaybetti.

O gün Sırbistan’da çöken yalnızca bir sundurma değildi.

Yıllardır biriken yolsuzluk iddiaları, ihale tartışmaları, medya üzerindeki baskı ve hesap sorulamayan kurumlar… Hepsi o betonun altında kaldı.

Üniversite öğrencileri sokağa çıktı. Lider seçmediler. Kararlarını fakültelerdeki açık toplantılarda aldılar. Şehirden şehre yürüdüler. Geçtikleri kasabalarda halkla konuştular, destek topladılar.

İktidar, gündemin değişmesini bekledi.

Gündem değişmedi.

İki yıl süren eylemler sonunda “Öğrenci Listesi” adıyla sandığa taşındı.

Peki, muhalefetin yıllardır yapamadığını öğrenciler nasıl yaptı?

Cevap basit: Bir ideoloji değil, adalet talebi etrafında birleştiler.

Dejan Bodiroga

Listede 250 aday vardı. Üniversite hocaları, oyuncular, çiftçiler, doktorlar, sporcular… Aralarında eski millî basketbolcu Dejan Bodiroga gibi tanınmış isimler de bulunuyordu.

Ama adayların büyük çoğunluğu kamuoyunun tanımadığı, üst düzey devlet tecrübesi olmayan kişilerdi.

Bu, hareketin hem gücü hem de zaafı.

Vucic’in son hamlesi neden tutmadı?

Vucic, sonucu değiştirmek için masadaki en büyük kartı oynamıştı.

5 Eylül’de partisi onu seçim listesinin başına ve başbakan adaylığına getirdi. 9 Eylül’de meclisi feshederek seçimi 25 Ekim’e aldı. 27 Eylül’de ise ikinci ve son cumhurbaşkanlığı döneminin bitmesine yaklaşık sekiz ay kala istifa etti.

Hesap açıktı: Cumhurbaşkanlığından başbakanlığa geçerek iktidarın merkezinde kalmak.

İstifasından önceki son icraatlarından biri, protestolarla bağlantılı olarak hüküm giyen 23 kişinin de aralarında bulunduğu 49 kişiyi affetmek oldu.

Bu adım, sokağın öfkesini dindirmeye yetmedi.

Seçmen, kişiyi değil sistemi oyladı.

Başbakan kim olacak? 

İşte asıl soru burada başlıyor.

Öğrenci hareketinin bir lideri yok. Bu, bugüne kadar en büyük avantajıydı. Bundan sonra en büyük sınavı olabilir.

Listenin başında Novi Sadlı kardiyolog Ilija Srdanovic bulunuyor. Ancak Srdanovic hiçbir zaman resmen başbakan adayı olarak tanıtılmadı.

Dejan Soskic

Seçim gecesinden bu yana bir isim daha öne çıkıyor: Sırbistan Merkez Bankası’nın eski başkanı, ekonomi profesörü Dejan Soskic.

Kampanyada listenin 27. sırasındaydı; sandıklar kapandıktan sonra liste adına kamuoyuna seslenen isim oydu. Yine de Öğrenci Listesi, hareketin kolektif yapısını vurgulayarak kampanya boyunca resmî bir başbakan adayı açıklamadı.

Bir de prosedür meselesi var.

Anayasaya göre başbakan adayını, mecliste temsil edilen listelerle görüştükten sonra cumhurbaşkanı önerir.

Peki bugün cumhurbaşkanı kim?

Vucic’in istifasının ardından yerine yakın müttefiki, Meclis Başkanı Ana Brnabic vekaleten geçti. Brnabic, Vucic’in seçimi kaybettiğini açıkladığı toplantıda hemen yanı başında, ona en çok destek veren kişilerden biri.

Yani Vucic başbakan olmak için cumhurbaşkanlığını bıraktı.

Bugün ne cumhurbaşkanı ne de başbakan.

Ama yeni hükûmetin kuruluş süreci, kâğıt üzerinde hâlâ onun en yakın isminin masasından geçiyor.

Öğrenciler bu nedenle kısa sürede, tartışmaya kapı aralamayacak kadar güçlü bir isimde uzlaşmak zorunda.

Üç büyük sınav: Kosova, Brüksel, Moskova 

Yeni hükûmeti bekleyen dosyalar, sokakta yürünerek çözülebilecek türden değil.

Kosova, Sırbistan siyasetinin en hassas damarı. Öğrenci hareketi bu meseleye kampanyada temkinle yaklaştı; seçim programında Avrupa Birliği’ne (AB) de Kosova’ya da yer vermedi. Ancak Brüksel’in masasındaki “kapsamlı normalleşme” talebi, pek çok Sırp için fiilen tanıma anlamına geliyor. Bir hükûmetin Kosova konusunda atacağı her adım, Sırbistan’da kimlik meselesi olarak tartışılır. Yeni hükûmet bu konuda nasıl bir yol izleyecek, önümüzdeki süreçte göreceğiz.

Macaristan Başbakanı Peter Magyar

AB süreci… Brüksel’in sevinci gizlenmedi. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, sonuçların Sırbistan’ın AB üyeliği yolunu hızlandıracağını söyleyerek Öğrenci Listesi’ni tebrik etti. Macaristan Başbakanı Peter Magyar da öğrencilerle telefonda görüşüp destek mesajı verdi. Yıllarca Vucic’in Brüksel’deki en yakın dostu Budapeşte’ydi; bugün Budapeşte’den gelen telefon öğrencilere.

Ama AB’nin kucak açması bedelsiz olmayacak. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve dış politika uyumu… Öğrencilerin sokakta istediği şeylerin önemli bir kısmı, zaten Brüksel’in de istediği şeyler. Zorluk, dış politika başlığında başlıyor.

Rusya, işte en çetin dosya. Moskova, BM Güvenlik Konseyi’nde Kosova’nın tanınmasının önündeki en büyük engel. Sırbistan doğal gazda Rusya’ya bağımlı. Toplumda Rusya’ya sempati hâlâ güçlü. Öğrenci Listesi de seçim öncesinde Sırbistan’ın hiçbir ülkeye yaptırım uygulamama yönündeki tutarlı politikasını sürdüreceğini açıkladı.

Bu, Brüksel’le ilk gerginlik noktası olabilir.

Ve Vucic tam da bu noktayı bekliyor.

Peki Vucic ne yapacak? 

Vucic, Sırp siyaseti için çok önemli bir figür. Dünyadaki gelişmeleri şimdiye kadar hep lehine kullandı. Doğu ile Batı arasında denge kurmayı, krizleri kendi lehine çevirmeyi iyi bilen bir siyasetçi.

Seçim gecesi “çok sert muhalefet” sözü verdi. Bu sözün içi nasıl doldurulabilir?

Birincisi, meclis aritmetiği. 103 sandalye, hükûmeti düşürmeye yetmez ama gündemi zorlamaya fazlasıyla yeter. Brnabic de sert bir muhalefet yapacaklarını şimdiden ilan etti.

İkincisi, cumhurbaşkanlığı seçimi. Yeni cumhurbaşkanının 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Vucic iki dönem doldurduğu için aday olamıyor. Ancak SNS’nin göstereceği adayın kazanması, Sırbistan’da bir “kohabitasyon” dönemini başlatır. Sırbistan’da cumhurbaşkanının dış politika ve güvenlik alanında anayasal yetkileri olduğu düşünüldüğünde, bu seçim Vucic için asıl rövanş maçı olabilir.

Üçüncüsü, kurumlar. Bürokrasi, yerel yönetimler, kamu işletmeleri ve medyada SNS’nin 14 yılda kurduğu ağlar bir gecede dağılmaz. Yeni hükûmetin her reformu bu ağlarla sınanacak.

Dördüncüsü ve belki en önemlisi: fay hatları. Öğrenci Listesi farklı görüşlerden insanları bir araya getiren geniş bir çatı. Kosova ya da Rusya gibi bir başlıkta bu çatının çatlaması, Vucic’in geri dönüş kapısı olabilir. Nitekim kampanya boyunca öğrencilerin kazanması hâlinde Rusya’ya yaptırım uygulayacağını ve Kosova’yı tanıyacağını iddia etti. Bu kartın muhalefette daha da sık masaya konacağını tahmin etmek zor değil.

Kısacası Vucic sahneden indi ama salondan çıkmadı.

Bölgede yaşayan bir gazeteci olarak, nasıl bir muhalefet yapacağını ben de merak ediyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic

Türkiye için ne anlama geliyor? 

Sırbistan’daki değişim, Ankara için de yakından izlenmesi gereken bir süreç.

İki ülke ilişkileri son yıllarda siyasetin ötesine geçti, ekonomiyle kökleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat 2026'da Vucic’i Ankara’da ağırladığında toplam ticaret hacminin geçen yıl 3,5 milyar dolara çıktığını ve 5 milyar dolarlık hedefe adım adım yaklaşıldığını söylemişti.

Erdoğan’ın verdiği rakamlara göre 2015'te 100 civarında olan Türk sermayeli şirket sayısı bugün 1500'ü aştı.

Türk yatırımları başta otomotiv yan sanayi ve tekstil olmak üzere pek çok sektöre yayılmış durumda. Türk şirketlerinin yaklaşık 9 bin kişiye iş verdiği, müteahhitlik firmalarının Sırbistan’daki iş hacminin ise 2 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Konuttan otoyola, altyapıdan enerjiye kadar Türk firmaları sahada. Belgrad’ı Saraybosna’ya bağlayacak otoyol, bu iş birliğinin en görünür örneklerinden biri. Vucic de Ankara ziyaretinde Türk şirketlerinin özellikle Sırbistan’ın güneyinde ve Sancak bölgesinde önemli projeler üstlendiğini vurgulamıştı.

İlişkinin hukuki zemini de güçleniyor. İki ülke arasındaki Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması, bu yıl onay için TBMM’ye sunuldu.

Ekonominin yanında bir de insan boyutu var. Türkiye, Sırp turistlerin en çok tercih ettiği ikinci ülke konumunda. Bu, iki toplum arasındaki ön yargıların her yıl biraz daha aşındığı anlamına geliyor.

Peki yeni hükûmet bu ilişkiyi nasıl yönetecek?

Kanaatimce yeni hükûmet Türkiye ile yakından çalışacak. Üç nedenle.

Birincisi, Türkiye’nin Sırbistan’daki varlığı bir lidere değil, sahadaki somut ekonomiye dayanıyor. Fabrikalar, istihdam, yollar… Bunlar hükûmetler değişse de yerinde kalır. Sırbistan’ın en yoksul bölgelerinde insanlara iş kapısı açan bir ortağı hiçbir hükûmet kenara itmek istemez.

İkincisi, Türkiye, Sırbistan’dan Doğu ile Batı arasında bir tercih yapmasını istemeyen nadir aktörlerden biri. AB, Kosova ve Rusya arasında sıkışacak bir hükûmet için Ankara, nefes alınabilecek bir kanal sunuyor. Balkanlarda barışın korunmasında Türkiye’nin oynadığı dengeleyici rol, yeni yönetim için de değerli olacak.

Üçüncüsü, yolsuzlukla mücadele vaadiyle gelen bir hükûmet, devletlerarası ihalesiz anlaşmaları masaya yatıracak. Novi Sad faciası da tam bu tartışmanın içinden doğdu. Şeffaf rekabette güçlü olan Türk şirketleri için bu, bir risk değil fırsat olabilir.

Ankara’nın Belgrad’daki muhatapları değişti.

Ama Belgrad’ın Ankara’ya ihtiyacı değişmedi.

Betonun altında kalan 12 yıl 

İki yıl önce Novi Sad’da bir beton sundurma çöktü.

Bugün o sundurmanın altında Vucic’in 12 yıllık dönemi kaldı.

Sırbistan’ı yönetmeye hazırlanan öğrenciler, sokakta kazandılar. Sandıkta da kazandılar.

Şimdi en zor kısım başlıyor: Devleti yönetmek.

Kosova’da, Brüksel’de, Moskova’da ve kendi saflarında verecekleri sınavlar, bu hareketin bir “anlık öfke” mi yoksa kalıcı bir dönüşüm mü olduğunu gösterecek.

Vucic ise kenarda bekliyor. Alkışlarla girdiği salondan şarkılarla çıktı ama sahneyi tamamen terk etmiş değil.

Sırbistan’ı artık daha da yakından izleyeceğiz.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği