www.turkuazhaberajansi.com/CHP’nin Belediyeler Meselesi: CHP’nin belediyelerle ilgili yaşadığı krizin birkaç boyutu bulunuyor.

* Arınma ile Aşınma Arasında: Kurultay Sürecindeki CHP’nin Geleceği...

* CHP’nin bölünme sonrası, TBMM’deki ağırlığını kaybettiği bir gerçek. Öte yandan, zaten bir süredir belediyelerdeki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yargıya taşınmasıyla başlayan soruşturmalar nedeniyle itibar kaybına uğrayan CHP, aynı zamanda istifa eden belediyeler ve teşkilatlardan dolayı ciddi bir insan kaynağı kaybı da yaşadı.

* Genel Merkez, Kılıçdaroğlu’nun partinin başına dönmesiyle birlikte benimsediği “arınma” söylemiyle kaybettiği itibarını geri kazanmaya çalışıyor.

* Eylül’de başlayan kurultay sürecinde de teşkilatlarında yaşadığı güç kaybını telafi etmeye, yeniden yapılanmaya ve parti unsurlarını konsolide etmeye çalışacak.

TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency (www.turkuazhaberajansi.com)

Abdül Samet Çelikçi - İLEM - İlmi Etüdler Derneği

Yazar* Abdül Samet ÇELİKÇİ

ANKARA, 20 EKİM 2026 - Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde yayımlanan aylık bir siyaset, toplum ve ekonomi dergisi olan 'Kriter Dergi' yazarı Abdül Samet ÇELİKÇİ kaleme aldığı "CHP’nin Belediyeler Meselesi: CHP’nin belediyelerle ilgili yaşadığı krizin birkaç boyutu bulunuyor"başlıklı yazısı.

Mutlak butlan kararının ardından yaşanan bölünme, CHP’nin hem TBMM’deki hem de yerel yönetimlerdeki gücünü fazlasıyla aşındırmış görünüyor. Milletvekillerinin büyük bölümünün Yeni Parti’ye geçmesiyle ana muhalefet konumunu kaybeden CHP’de 2024 yerel seçimlerinde kazanılan belediyelerin büyük bir kısmı Yeni Parti’ye, bir kısmı AK Parti’ye geçti, bir kısmı ise bağımsız kalmayı tercih etti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Ankara’daki sekiz ilçe belediye başkanının 23 Eylül 2026’da istifa etmesi de CHP’de yaşanan kopuşların son halkası oldu.

CHP’nin bölünme sonrası, TBMM’deki ağırlığını kaybettiği bir gerçek. Öte yandan, zaten bir süredir belediyelerdeki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yargıya taşınmasıyla başlayan soruşturmalar nedeniyle itibar kaybına uğrayan CHP, aynı zamanda istifa eden belediyeler ve teşkilatlardan dolayı ciddi bir insan kaynağı kaybı da yaşadı.

Genel Merkez, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına dönmesiyle birlikte benimsediği “arınma” söylemiyle kaybettiği itibarını geri kazanmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra, Eylül’de başlayan kurultay sürecinde de teşkilatlarında yaşadığı güç kaybını telafi etmeye, yeniden yapılanmaya ve parti unsurlarını konsolide etmeye çalışacak.

Peki, böyle bir tabloda, CHP’yi bekleyen olası gelecek senaryoları neler olabilir? Bu soruya cevap vermek için CHP’nin hem bir süredir uğraştığı “belediyeler meselesi”ni hem de genel anlamda bölünme sonrası yaşadığı güç kaybını kısaca ele almak önem arz ediyor.

Bunlardan birincisi, meselenin hukuki boyutu. 19 Mart 2025’te İBB’deki yolsuzluk soruşturmasıyla başlayan süreç, zamanla İstanbul’un pek çok ilçesine, ardından Ankara’ya uzandı. Beşiktaş, Büyükçekmece, Avcılar, Beylikdüzü, Şile, Bayrampaşa, Ataşehir, Silivri, Adalar ve Üsküdar bu soruşturmaların İstanbul’da uğradığı durakların yalnızca bir kısmı. Etimesgut’ta Sayıştay raporları ve MASAK verileriyle ilerleyen soruşturma ile Çankaya Belediyesi’ndeki inceleme, meseleyi başkente de taşımış oldu. Bu soruşturma ve inceleme dosyalarının yargısal sonucu ayrı bir tartışma konusu. Ancak gelinen noktada, CHP’nin bir dönem vitrine çıkardığı söylemlerden biri olan “halkçı ve temiz belediyecilik”, yalnızca slogan düzeyinde kalmış durumda.

Öte yandan mutlak butlan kararı sonrası partinin başına dönen Kılıçdaroğlu ve parti yönetiminin Özgür Özel yönetimine mâl ettiği bu yükü üstlenmek istemediği, aksine genel merkezin kendisini bu yükten ayrıştırmaya çalıştığı açık bir şekilde görülmekte. Partinin tarihinde olmadığı kadar kirli bir sürecin içine sokulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu’nun bu süreci, “arınma” olarak tanımlaması bu açıdan oldukça manidar.

Meselenin bir diğer önemli boyutu ise partinin örgütsel yapısıyla ilgili. Mutlak butlan kararı ve Yeni Parti’nin kurulmasıyla birlikte, belediyelerin partiden kopuşun başlıca kanallarından birine dönüştüğü söylenebilir. Nitekim, CHP kaynaklarına göre mevcut durumda 2024’te kazanılan 416 belediyeden yalnızca 113’ü CHP’de kaldı. 173’ü Yeni Parti’ye, 39’u AK Parti’ye geçerken, 91’i ise bağımsız kalmayı tercih etti. Yeni Parti ise kendisine geçen belediye sayısını 252 olarak açıklamıştı. Hangi rakam esas alınırsa alınsın, tablonun pek değiştiği söylenemez. Sonuçta CHP, iki buçuk yıl önce kazandığı belediyelerin dörtte üçünü kaybetmiş durumda.

CHP’nin belediyeler meselesi, bugün partinin iki cephede birden zarar gördüğü alan haline geldi. Bir yandan yolsuzluk ve usulsüzlük eksenli soruşturma yürütülen belediyeler partiye itibar kaybı yaşatmış/yaşatmakta iken, diğer yandan partiden kopan belediyeler ise güç kaybına neden oluyor. Genel merkezin butlan kararı sonrasında benimsediği “arınma” söylemi, bu ikili kaybı telafi etme çabası olarak okunabilir.

CHP'den ayrılanlar

Ataşehir Belediye Meclisi'nde CHP sıralarında görev yapan 6 meclis üyesi AK Parti'ye katıldı. (AK Parti İstanbul İl Başkanlığı / AA, 30 Eylül 2026)

CHP Azalan İnsan Kaynağını Telafi Edebilecek mi?

Belediyeler birçok başka hizmetin yanı sıra, bir partinin kadro devşirdiği, siyasetçi yetiştirdiği ve seçmenle gündelik temas kurduğu yerlerdir. Belediye teşkilatı ve bunun etrafında şekillenen yerel ağlar, bir partinin gelecek yıllarının insan kaynağı açısından büyük öneme sahiptir. Bu bağlamda, CHP’nin kaybetmekte olduğu şey aslında insan kaynağının yetiştiği havzadır. Öte yandan CHP, aynı erimeyi TBMM’de de yaşadı. 135 milletvekilinden 91’inin Yeni Parti’ye geçmesiyle CHP’nin sandalye sayısı 44’e düştü ve parti ana muhalefet konumunu kaybetti. İl teşkilatlarında da benzer bir tablo söz konusu. İstanbul’dan Kırıkkale’ye, Kilis’ten Isparta’ya pek çok il ve ilçe yönetiminin toplu istifası, partinin sahadaki insan kaynağını azaltmış durumda.

Elinde hâlâ önemli bir kurumsal güç bulunmakla beraber, CHP’nin hem TBMM’de hem de belediye ve teşkilatlarda yaşadığı güç kaybı nedeniyle kurumsal hafızası güçlü ama tabanı zayıf bir yapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etmek gerekir.

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP yönetimi ise bu tabloya kurultay süreciyle yanıt vermeye çalışıyor. Eylül’de başlayan takvimde, il ve ilçe kongrelerinin Şubat 2027’ye kadar tamamlanması, büyük kurultayın ise bahar aylarında yapılması öngörülüyor. Bu takvim boyunca CHP yönetimi, elde kalan kadroları konsolide etmeyi, Yeni Parti ile temas kuran isimleri ayıklamayı ve yeni bir aidiyet çerçevesi oluşturmayı hedefliyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın, Mansur Yavaş’ı istifaya götüren “hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değil, hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstte görmesin kendisini” açıklamaları da bu çerçevenin ilk somut uygulamasıydı. Böylelikle genel merkez, iki partiye birden yakın duran belediye başkanları için artık bir “ara alan” tanımayacağını ilan etmiş oldu.

Kurultay Süreci ve CHP’nin Geleceği

Bu tablo içerisinde, CHP’nin geleceğine dair birkaç senaryodan söz etmek mümkün.

Kılıçdaroğlu, bölünme sonrası partide yaşanan istifalarla birlikte arınmanın büyük ölçüde gerçekleştiğini ifade etse de aidiyet vurgusunu artırmak için atılan her disiplin adımının eldeki kadroları partiden uzaklaştırma riski barındırdığını belirtmek gerekir. Nitekim, parti henüz kaybettiği kadroları geri kazanacak bir çekim merkezi haline gelebilmiş değil.

Öte yandan, partideki liderlik meselesi de tam anlamıyla çözülmüş değil. Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday gösterilmesi güçlü bir ihtimal olarak görünmekte. Kurultay takviminin mevcut haliyle işlemesi, büyük olasılıkla bu sonucu doğuracaktır. Ancak, parti grubunda bazı milletvekillerinin Kılıçdaroğlu’na aday olmaması yönünde çağrı yapmaya hazırlandığı da konuşuluyor. Eğer kurultay, bölünmenin sebeplerinden biri olarak görülen liderlik tartışmasını yeniden üretirse, konsolidasyon yerine yeni bir dağılma dalgası yaşanabilir. Bu noktada, CHP yönetiminin kurultay sürecini geçmişle hesaplaşmaya mı odaklayacağı, yoksa -liderlik düzeyinde olmasa bile- yeni kadroların öne çıktığı bir yenilenmeye dönüştürüp dönüştüremeyeceği sorusu, önem kazanmaktadır.

Baharda yapılacak kurultay sonucunda, düşük bir ihtimal olmakla beraber, bölünmenin taraflarından birinin sembolü olmayan bir liderlik ortaya çıkarsa, CHP ile Yeni Parti arasında yeniden bir ittifak ya da birleşme zemini oluşabilir. Ancak bu senaryo, her iki tarafın da kendi meşruiyet iddiasından ciddi biçimde taviz vermesini gerektirdiğinden şimdilik oldukça uzak görünüyor.

CHP, bölünme sonrası ana muhalefet konumunu yitirmiş olsa da kurumsal kimliğini koruyor. İstifa eden belediyeler ve teşkilatlar nedeniyle azalan insan kaynağını da kurultay sürecinde telafi edebilir ve deyim yerindeyse kabuğunun içini yeniden doldurabilir.

CHP’nin kurultay sonrasında büyük olasılıkla yüzleşeceği en önemli meselelerden biri ise Yeni Parti ile aynı toplumsal tabana sahip olduğu gerçeğidir. Kurultay takviminin işlemeye başlamasıyla teşkilatlar düzeyinde yeniden yapılanmaya odaklanıldığı için, partide şimdilik bu meselenin pek dillendirildiği ve bölünme sonrası yaşanan toplumsal taban kaybını geri kazanmak için somut adımlar atıldığı söylenemez. Ancak ileriye dönük en güçlü ihtimallerden biri, CHP’nin söz konusu toplumsal tabanı Yeni Parti ile paylaşması olarak görünüyor. Öte yandan bu, partinin küçülerek çekirdekleşmesi sonucunu doğurur ki, böyle bir durumda CHP, kurumsal kimliğini ve ideolojik çizgisini koruyan ancak seçmen tabanı daralmış bir parti haline gelir.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği