www.turkuazhaberajansi.com/Moskova ve Ankara Arasında: Rus-Türk İlişkileri İçin Yeni Bir Formül
* RusTurkey.com'dan Lena Dobrovolskaya, Rus-Türk ilişkilerini kendi bakış açılarından inceleyen dört Türk uzmanın değerlendirmelerini derledi.
TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency (www.turkuazhaberajansi.com)

ANKARA, 18 EKİM 2026 - UHA/ İnternational News Agency'n RusTurkey.com'a dayandırdığı haberine göre, verdikleri röportajlarda dört Türk uzman, Rusya-Türkiye ilişkilerine dair farklı değerlendirmelerde bulundu. Ancak bu farklı ifadelerin ardında ortak bir nokta ortaya çıkıyor: Ankara, dış politikasında bağımsızlığını korurken Moskova ile işbirliğini geliştirmeyi hedefliyor.
Rusya ve Türkiye coğrafi olarak çok yakın ve ekonomik olarak da çok sıkı bağlara sahip olduklarından, aralarındaki ilişkiler tek bir siyasi formülle belirlenemez.
Enerji, ticaret, Karadeniz, Kafkaslar, Suriye, NATO ile ilişkiler ve Ukrayna'daki savaş, Moskova ve Ankara'yı sürekli olarak ortak zemin arayışına itiyor. Bazı alanlarda çıkarları örtüşürken, diğerlerinde önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Ancak ciddi anlaşmazlıklar bile diyaloğun durmasına yol açmıyor.

Güngör Yavuzaslan: Türkiye artık taraf seçmek istemiyor
Gazeteci ve dış politika yorumcusu Güngör Yavuzaslan, Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerdeki değişiklikleri öncelikle Ankara'nın yeni dış politika çizgisine bağlıyor.
Yavuzaslan'a göre, bugünkü Türkiye, uluslararası konumunun büyük ölçüde Batı bloğuna üyeliğiyle belirlendiği Soğuk Savaş döneminin mantığından giderek uzaklaşıyor.
Bu, Batı ile ilişkilerin tamamen kesilmesi anlamına gelmiyor. Ankara, kimlerle ve hangi alanlarda iş birliği yapmanın faydalı olacağına bağımsız olarak karar vermeyi amaçlıyor.
Rusya ile ilişkiler, bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri haline geldi.
Yavuzaslan bu modeli "rekabetçi iş birliği" olarak adlandırıyor. Moskova ve Ankara bir bölgede farklı çıkarlara sahip olabilirken, aynı anda başka bir bölgede büyük ortak projeler geliştirebilirler. Anlaşmazlıklar mutlaka ilişkilerin kopması anlamına gelmez, tıpkı iş birliğinin siyasi pozisyonların tamamen aynı hizaya gelmesini gerektirmemesi gibi.
Yavuzaslan'a göre bu model, Türkiye'nin stratejik özerklik arzusuna ve kendi dış politika önceliklerini bağımsız olarak belirleme yeteneğine dayanmaktadır.

Serkan Gündoğdu: Artık ittifak değil, karşılıklı bağımlılık söz konusu.
Münzur Üniversitesi'nde Doçent olan Serkan Gündoğdu, Moskova ve Ankara arasındaki çağdaş ilişkilere başka bir tanım getiriyor: "stratejik karşılıklı bağımlılık."
Bu durum özellikle enerji alanında açıkça kendini gösterir.
Rusya'nın doğalgaz arzı, Akkuyu Nükleer Santrali, enerji altyapısı ve uzun süredir devam eden ekonomik bağlar, iki ülke arasında basit bir ticaret ortaklığının çok ötesine geçen bir ilişki sistemi yaratmıştır.
Uzman aynı zamanda, karşılıklı bağımlılığın tek taraflı bir bağımlılığa dönüşmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye, Rusya ile geniş kapsamlı iş birliğini sürdürmekle ilgilenirken, aynı zamanda enerji kaynaklarını çeşitlendirmekte ve diğer ortaklarla ilişkilerini geliştirmektedir.
Benzer bir ilke dış politika için de geçerlidir. Ankara NATO üyesi olmaya devam ediyor, Batılı devletlerle yakın ilişkiler sürdürüyor ve aynı zamanda Moskova ile kendi etkileşim kanalını koruyor.
Bu nedenle, bilindik "Rusya mı, Batı mı?" sorusu Türk politikası için giderek daha az önem taşıyor. Ankara tek bir jeopolitik eksen seçmek yerine, aynı anda çeşitli güç merkezleriyle etkileşim kurabilme yeteneğini korumayı hedefliyor.
Mehmet Gökhan Özçubukçu: Rusya Türkiye dengesinin bir parçası
Uluslararası ilişkiler uzmanı Mehmet Gökhan Özçubukçu da Rusya-Türkiye ilişkilerinin klasik bir ittifak olarak değerlendirilemeyeceği görüşünde.
Türkiye için Rusya sadece önemli bir komşu, ticaret ve ekonomi ortağı değil. Moskova, Ankara'nın daha geniş dış politika dengesinde kilit bir yere sahip.
Enerji, ticaret ve bölgesel güvenlik konuları iki ülkeyi birbirine bağlarken, Rusya ile etkileşim aynı zamanda Türkiye'nin çeşitli güç merkezleri arasında bağımsız bir politika izleme kabiliyetini de genişletiyor.
Özcubukcu, Moskova ve Ankara arasındaki ilişkileri "rekabetçi bir ortamda işbirliği" olarak tanımlıyor.
Bu model, iki devletin uluslararası meseleler hakkındaki görüşleri farklı olsa bile birlikte çalışmaya devam etmelerini sağlar.
Ankara için Moskova ile ilişkiler, Batı ile ilişkilere bir alternatif değil; Türkiye'nin diplomatik ve ekonomik alanını genişletmesine olanak tanıyan bir başka dış politika yolu haline geliyor.

Cihan Günyel: Karadeniz özel bir denge gerektirir.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Cihan Günyel, Rusya-Türkiye ilişkilerini öncelikle güvenlik sorunları ve Karadeniz'deki durum üzerinden değerlendiriyor.
Türkiye bir NATO üyesidir, ancak aynı zamanda Karadeniz'de önemli bir güç olmaya devam etmektedir. Bu nedenle, uzman, Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerinin yalnızca Kuzey Atlantik İttifakı içindeki taahhütleri prizmasından değerlendirilemeyeceği görüşündedir.
Ankara'nın bölgede, doğrudan ulusal güvenlikle ilgili kendi çıkarları bulunmaktadır.
Bu koşullar altında, savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini düzenleyen Montreux Sözleşmesi özellikle önem taşımaktadır. Türkiye için Karadeniz'deki istikrar soyut bir diplomatik mesele değil, kendi güvenliğinin hayati bir unsurudur.
Günyel'e göre Ankara, Karadeniz'i doğrudan etkileyen konularda bağımsız bir pozisyon korurken, NATO ve Rusya arasında denge kurma politikasını sürdürecektir.
İlişkiler için yeni formül
Türk uzmanların çeşitli değerlendirmeleri tek bir noktada birleşiyor: Rusya-Türkiye ilişkileri, Moskova ve Ankara arasında tam bir siyasi uyum ihtiyacına giderek daha az bağımlı hale geliyor.
Her iki ülke de iş birliğinin mümkün olduğu alanlar ile pozisyonlarının farklılık gösterdiği konular arasında ayrım yapmayı öğrenmiştir. Sonuç olarak, siyasi farklılıklar ekonomik projeleri, enerji iş birliğini veya bölgesel güvenlik üzerine diyaloğu engellememektedir.
Türkiye için bu model, dış politikada bağımsızlığını korumasına, Rusya ile ilişkilerini geliştirmesine ve aynı zamanda Batılı ortaklarıyla etkileşimini sürdürmesine olanak tanıyor. Rusya için ise, uluslararası durumdaki önemli değişikliklere rağmen bölgenin kilit devletlerinden biriyle istikrarlı ilişkilerini sürdürmesine imkan sağlıyor.
Pragmatik bir çıkar dengesi, Moskova ve Ankara arasındaki ilişkilerde giderek yeni formül haline geliyor. Her iki ülke için de bu avantaj, karşılıklı olarak faydalı olduğu alanlarda iş birliği yapabilme, birbirlerinin görüşlerini tam olarak paylaşma zorunluluğu duymadan ve ortak zemin bulmanın daha zor olduğu konularda diyaloğu sürdürebilme yeteneğinde yatmaktadır.



Benzer Haberler
www.turkuazhaberajansi.com/Rus Valdai Kulübü Program Direktörü ve ekonomi profesörü Bordaçev, “Orta Doğu’nun geleceğini İsrail, Türkiye ve İran belirliyor”
www.turkuazhaberajansi.com/Moskova ve Ankara Arasında: Rus-Türk İlişkileri İçin Yeni Bir Formül
www.turkuazhaberajansi.com/Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa, Irak Meclisi tarafından devlet bakanlığı görevine getirildi...
www.turkuazhaberajansi.com/İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Bağdat’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi’nin 52. Toplantısında konuştu.
www.turkuazhaberajansi.com / Katil İsrail ordusunun Gazze, Lübnan ve Batı Şeria'da katliam ve yaralama soruşturması sonuçsuz kaldı
www.turkuazhaberajansi.com/ Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesinde Fransız Nexans, deniz tabanı araştırmalarına yeniden başlamak için istisnai izin istedi.
Eli kanlı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a yönelik olası bir askeri saldırının partisi Likud'a oy kaybettireceği endişesiyle Washington'a saldırıyı erteleme talebinde bulundu
www.turkuazhaberajansi.com/Başörtüsü protestoları Aliyev hükümeti için tehdit mi?