www.turkuazhaberajansi.com/(TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin'in "Diğer ülkeler de Yemen'deki çatışmaya dahil olacak mı?" başlıklı özel röportajı...
* Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin, Hit.az haber portalından Gazeteci Elmir Mustafa'ya verdiği kapsamlı "Diğer ülkeler de Yemen'deki çatışmaya dahil olacak mı?" başlıklı röportajında, uluslararası politikanın en kritik başlıklarını değerlendirdi.
* Röportajın tamamını UHA/ İnternational News Agency ve TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency'nda "www.turkuazhaberajansi.com" okuyabilirsiniz.

TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency (www.turkuazhaberajansi.com)
BAKÜ, 15 EKİM 2026 -Röportajın tamamı UHA/ İnternational News Agency ve TÜHA/ TÜRKUAZ İnternational News Agency'nda "www.turkuazhaberajansi.com" okuyabilirsiniz.
"Turkish Conversation" programının bu haftaki konuğu, Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkanı Hüseyin Yeltin. Kendisiyle, küresel siyasi ve askeri gündemde yer alan çeşitli konuları ele aldık. Ele alınan başlıklar arasında Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmalar; Putin ve Zelenski'nin yanı sıra Trump, Putin ve Şi Cinping'in de dahil olabileceği olası zirveler ve Rusya'nın bir NATO ülkesine saldırmaya hazırlandığına dair iddialar yer aldı.
-Sayın Hüseyin, Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmanın ne kadar sürmesi öngörülüyor?

- Yemen meselesinin temel bir özelliği, bunun iki devlet arasında yürütülen
konvansiyonel bir savaş olmamasıdır. Bir tarafta Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti yer alırken, diğer tarafta İran ile yakın bağları bulunan Husiler bulunmaktadır. Dolayısıyla çatışmanın geleceği, yalnızca Riyad ve Husilerin askeri kapasiteleriyle belirlenmemekte; aynı zamanda İran-Suudi Arabistan rekabeti, Kızıldeniz güvenliği ve küresel enerji tedarik hatları tarafından da şekillendirilmektedir. Nitekim, 2022'deki ateşkesin ardından cephe hatlarının büyük ölçüde durağan kalması, Yemen'de kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılamadığını ortaya koymuştur. Mevcut gelişmeler de çatışmanın yeniden ve önemli ölçüde tırmanışa geçtiğini doğrulamaktadır. Çatışmanın yakın vadede kesin bir zaferle sonuçlanmaktan ziyade, dönemsel ateşkesler ve yeniden alevlenen çatışmalardan oluşan bir döngü içinde süreceğini öngörüyorum. Bununla birlikte, mevcut aşamada çatışmanın Ukrayna savaşıyla eşdeğer düzeyde küresel sistemsel etkileri olan bir boyuta evrilme ihtimali daha düşüktür.
- İlginç; başka ülkelerin de bu savaşa katılma ihtimali var mı?

- Dolaylı yoldan müdahil olma ihtimalini yüksek, ancak doğrudan ve sıcak bir çatışma olasılığını daha düşük görüyorum. Bunun nedeni, Yemen'deki çatışmanın halihazırda bir vekalet savaşı niteliği taşımasıdır. İran'ın Husiler üzerindeki etkisi, Suudi Arabistan'ın Yemen hükümetine verdiği destek ve ABD'nin bölgedeki varlığı göz önüne alındığında, çatışma zaten uluslararası bir boyuta sahiptir. Bununla birlikte, ABD, İran veya diğer bölgesel aktörlerin dahil olduğu doğrudan ve geniş çaplı bir savaş, farklı bir eşiğin aşılması anlamına gelecektir. Bu bağlamda, Kızıldeniz'in güvenliği ve enerji altyapısını hedef alan saldırılar kritik öneme sahiptir. Husilerin Suudi enerji tesislerine yönelik saldırıları ve Babülmendep Boğazı çevresindeki olaylar, çatışmanın tüm bölgeye yayılma riskini artırmaktadır.
Dolayısıyla, Yemen'deki çatışmaların geleceğini belirleyen temel soru "Husilere karşı savaşa kim katılacak?" değil, daha ziyade "çatışma, İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabetin doğrudan bir cephesine dönüşecek mi?" sorusudur. Eğer bu ikinci senaryo gerçekleşirse, çatışmanın boyutu önemli ölçüde genişleyebilir. Şu anda küresel gündemi meşgul eden başlıca konulardan biri, Rusya'nın bir NATO ülkesine saldırmaya hazırlandığına dair giderek artan söylentilerdir.
- Şu anda küresel gündemi meşgul eden temel konulardan biri, Rusya'nın bir NATO ülkesine saldırmaya hazırlandığına dair giderek artan spekülasyonlardır. Sizce Rusya gerçekten ittifaka saldıracak mı, yoksa bu sadece bir blöf mü?

-
"Rusya kesinlikle saldıracak" demek de, durumu "tamamen blöf" olarak geçiştirmek de doğru değildir. Rusya'nın NATO'ya karşı doğrudan konvansiyonel bir savaş başlatması, NATO'nun kolektif savunma mekanizmasını tetikleyeceği için son derece yüksek maliyetler ve ciddi sonuçlar doğuracak bir senaryo yaratacaktır. Ayrıca, bazı Avrupa güvenlik çevrelerinden gelen raporlar, Rusya'nın provokasyonlarında, siber saldırılarında, hava sahası ihlallerinde ve diğer hibrit faaliyetlerinde bir artış olduğunu göstermektedir. Rusya'nın askeri yeteneklerini yeniden inşa ettiği ve Avrupa'daki gelecekteki güvenlik dengesini değiştirmeye çalıştığı yönünde değerlendirmeler de bulunmaktadır. Özellikle, Estonya istihbaratı, Rusya'nın Şubat 2026'da -hatta o yıl veya sonraki yıl- NATO'ya saldırmayı planlamadığını öngörmektedir.
Aslında meseleyi şu açıdan ele almak daha doğru görünüyor: Rusya açısından NATO'ya yönelik doğrudan bir saldırı, son çaredir. Hibrit yöntemlerle ittifakı bölmek, caydırıcılığını sınamak ve siyasi iradesini zayıflatmak çok daha rasyonel tercihlerdir. Bu nedenle, durumu bir "blöf" olarak nitelendirmezdim. Burada bir güç yansıtma unsuru ve stratejik baskı politikası söz konusu olsa da, bunun NATO ile yakın bir zamanda doğrudan savaşa işaret ettiği sonucuna varmak için yeterli veri bulunmuyor.
- Aralık ayında Miami'de yapılması planlanan G20 zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna lideri Volodimir Zelenski arasında olası bir görüşme yapılacağına dair söylentiler var. Mevcut koşullar altında böyle bir görüşme gerçekleşebilir mi?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski & Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin
- Böyle bir görüşmenin G20 zirvesinde gerçekleşme ihtimali olduğuna inanıyorum. Hatta, Putin’in G20’ye katılımının artık sadece varsayımsal bir senaryo olmaktan çıkmasıyla birlikte, bu ihtimalin son dönemde önemli ölçüde arttığını düşünüyorum. ABD, Putin’i Aralık ayında Miami’de yapılması planlanan G20 zirvesine davet etti ve Kremlin de bu daveti değerlendirdiğini açıkladı. Daha da önemlisi Zelenskiy, Putin’in katılması durumunda kendisiyle Miami’de görüşmeye hazır olduğunu açıkça ifade etti. Ancak burada hayati bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir görüşmenin gerçekleşme ihtimali ile o görüşmenin somut sonuçlar doğurma ihtimali aynı şey değildir. Olası bir Putin-Zelenskiy görüşmesini, her şeyden önce ileriye dönük müzakerelerin önünü açabilecek siyasi bir temas olarak görüyorum; hemen bir barış anlaşmasına varılmasını beklemek gerçekçi olmaz.
Bununla birlikte, liderlerin aynı masada bir araya gelmesi bile, savaşın diplomatik boyutunda önemli bir ilerleme anlamına gelecektir. Üstelik Trump burada kritik bir rol oynuyor; zira temel yaklaşımı, Avrupa'nın güvenlik mimarisini bütünüyle Avrupa'ya bırakmaktan ziyade, Washington merkezli bir müzakere mekanizması oluşturmak gibi görünüyor.
- ABD, Çin ve Rusya liderlerinin önümüzdeki haftalarda bir araya gelmesi bekleniyor. Doğal olarak bu durum büyük ilgi uyandırıyor. Sizce bu ezeli rakipleri bir araya getiren temel etken nedir?

Vladimir Putin & Şi Cinping & Donald Trump
-
Bana kalırsa, bu sorunun cevabı aslında uluslararası siyasetin temel mantığında yatıyor: Devletler dost oldukları için değil, çıkarları kesiştiği için bir araya gelirler. Bugün ABD-Çin rekabeti devam ediyor. Ukrayna'daki savaş nedeniyle ABD ile Rusya arasında ciddi anlaşmazlıklar, Rusya ile Batı arasında ise önemli güvenlik sorunları bulunuyor. Tüm bunlara rağmen liderler bir araya geliyor. Bunun nedeni, nükleer silahlara, küresel ekonomik güce ve uluslararası sistem üzerinde muazzam bir etkiye sahip olan bu üç aktör arasında diyalog veya müzakerelerin olmamasının, bizzat müzakerelerin kendisinden daha tehlikeli olabilmesidir. Üstelik bu ihtimal artık sadece bir medya spekülasyonu da değil; gündemin belirlenmesi gerekse de Putin, kendisi, Trump ve Şi Cinping arasında yapılacak üçlü bir toplantıya dair olumlu görüşünü dile getirdi.
İçerik açısından bakıldığında, bu görüşmeler sadece bir "dostluk zirvesi"nden çok daha fazlasını ifade ediyor; bunlar, 21. yüzyıldaki güç dağılımının yeniden müzakere edilmesini temsil ediyor. Nitekim Ukrayna, Tayvan, ticaret, enerji, nükleer silahlar, yapay zeka, küresel finans sistemi ve yeni güvenlik mimarisi gibi konuların her biri, bu üçlü arasındaki rekabetin ayrılmaz unsurlarıdır.
- Son haftaların en çok ses getiren olaylarından biri, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye yönelik suikast girişimiydi; daha doğrusu, Moldova'da Ukraynalı liderin uçağına yönelik bir saldırı girişimi yaşandı. Kiev, bunun arkasında Rusya'nın olduğunu belirtti. Sizce Rusya gerçekten de doğrudan Zelenski'ye saldırma girişiminde bulundu mu?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski & Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin
- Burada özellikle temkinli davranılması gerektiği kanaatindeyim. Zelenskiy, Moldova hava sahası üzerinden geçiş yaptığı seyahatler sırasında Rusya'nın başkanlık uçağını iki kez hedef almaya çalıştığını ifade etti. Ancak, bu olayların ayrıntılarına dair bağımsız veya kesin bir doğrulama bulunmuyor. Hatta Ukrayna tarafından bir kaynak bile, uçağın gerçekten tehlikede olduğuna dair bazı iddiaları "abartılı" olarak nitelendirdi. Aslında, Rusya'nın Zelenskiy'i hedef alma arzusu stratejik açıdan makul bir ihtimaldir. Yine de, Rusya'nın Zelenskiy'in uçağını düşürmeye çalıştığı sonucuna kesin olarak varmamızı sağlayacak yeterli kanıta sahip değiliz. Bu nedenle, konuyu Rusya'nın davranışlarının ardındaki mantık çerçevesinde de değerlendirmek gerekmektedir.
Rusya açısından bakıldığında, Zelenskiy'e yönelik bir suikast otomatik olarak Ukrayna'nın teslim olması anlamına gelmez. Aksine, böyle bir suikast girişimi Ukrayna toplumunu harekete geçirerek savaşı sürdürme motivasyonunu güçlendirebilir. Dahası, bu durum Ukrayna'ya yönelik Batı desteğini artırabilir ve Rusya'yı uluslararası arenada çok daha sıkıntılı bir konuma düşürebilir. Bu nedenle, Zelenskiy'i fiziksel olarak ortadan kaldırmak Moskova için her zaman rasyonel bir tercih olmayabilir. Zelenskiy'e karşı gerçekten bir suikast girişimi gerçekleşmiş olması durumunda Rusya'nın dahli ihtimali göz ardı edilemese de, mevcut bilgiler olayı kesin bir dille bir Rus suikast operasyonu olarak nitelendirmek için yeterli olgusal dayanağı sunmamaktadır. (Elmir Mustafa)



Benzer Haberler
www.turkuazhaberajansi.com/Bakan Fidan, "Irak Devlet Bakanı olarak atanan ITC Başkanı Ağaoğlu ile görüşerek kendisini tebrik etti"
www.turkuazhaberajansi.com/İstanbul Valisi Davut Gül, sel felaketinin ardından sel mağdurlarına para yardımı yapıldı
www.turkuazhaberajansi.com / Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Uçum'dan seçim tarihi açıklaması...
www.turkuazhaberajansi.com/(TUDPAM) Başkanı Dr. Hüseyin Yeltin'in "Diğer ülkeler de Yemen'deki çatışmaya dahil olacak mı?" başlıklı özel röportajı...
www.turkuazhaberajansi.com/MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Türk devletleri arasındaki iş birliği, saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde gelişmektedir"
www.turkuazhaberajansi.com/ KAAN’ın İlk Seferi: Endonezya Anlaşması ve Türkiye’nin Asya-Pasifik’e Açılan Savunma Kapısı
www.turkuazhaberajansi.com: Milli Savunma Bakanı Güler, Ankara'nın Polatlı ilçesinde düzenlenen "Ateş Serbest-2026" tatbikatına katıldı...
www.turkuazhaberajansi.com / Kocaeli (TÜHA) Bürosu: Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'ten ‘Mekke Anlaşması’ uyarısı: ‘Mehmetçiği Yemen’e gönderen baş aşağı gider’