Yazar Mustafa Mansur: İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde giderek büyüyen kararsız seçmen kitlesi Netanyahu’nun iktidarını nasıl etkileyebilecek

* Yazar Mustafa Mansur, İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde giderek büyüyen kararsız seçmen kitlesinin siyasi dengeleri, bloklar arasındaki sandalye dağılımını ve Netanyahu’nun iktidarını nasıl etkileyebileceğini Fokus+ için kaleme aldı.

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency 

Mustafa Mansur Haberleri | Fokus+

İSTANBUL, 09 EYLÜL 2026 - İsrail seçimlerinde artık yalnızca siyasi partilerin sadık seçmenlerinin oyları, bir partinin diğerine üstünlük sağlamasında belirleyici değil. Farklı görüşlere, etnik kökenlere ve aidiyetlere sahip geleneksel parti tabanlarının yanı sıra, İsrail siyasetindeki güç dengelerini değiştirebilecek kritik bir seçmen kitlesi bulunuyor. Üstelik İsrail siyaseti, tarihinin en karmaşık dönemlerinden birinden geçerken bu kitlenin iki rakip kamp arasında, yani koalisyon ile değişim bloklarından birine belirleyici çoğunluğu kazandırma ihtimali giderek önem kazanıyor.

Naftali Bennett ve Yair Lapid

Bu kritik kitleyi, sağ ya da sol arasında henüz kararını vermemiş kararsız seçmenler oluşturuyor. Büyük bölümü siyasi merkeze yakın olsa da bu seçmenler, merkezdeki partiler arasında da tercih yapmakta zorlanıyor. Gadi Eisenkot’un Yashar’ı, Naftali Bennett ve Yair Lapid’in Beyahad’ı arasında kalan merkez seçmen, birbirine benzeyen programlar ve aynı seçmen kitlesi için yarışan isimlerle karşı karşıya. Bu durum kararsızlığı daha da artırıyor ve seçmenin kararını ertelemesine neden oluyor. Tam da bu nedenle söz konusu kitle, seçim yarışındaki bütün aktörlerin temel hedeflerinden biri hâline gelmiş durumda. Partiler şimdi bu seçmenleri nasıl ikna edeceklerine ve mümkün olduğunca fazla oylarını nasıl kendi taraflarına çekeceklerine odaklanıyor.

Bu seçimlerde kararsız seçmenlerle ilgili bir başka önemli boyut daha ortaya çıktı. Kararsızların oluşturduğu kitle hızla genişlerken, artık yalnızca herhangi bir partiye bağlı olmayanları değil, mevcut partilerinden ayrılıp hedeflerini gerçekleştirme konusunda daha başarılı olacağını düşündükleri başka partilere yönelmek isteyen seçmenleri de kapsıyor.

Likud’da yaşananlar bunun en açık örneklerinden biri. Partinin tarihsel olarak sağcı tabanında yer alan bazı seçmenler, güvenlik ve ekonomi alanındaki başarısızlıklara tepki göstererek Likud’dan uzaklaşmaya başladı. Kamuoyu araştırmaları uzmanı Shmuel Rosner da bu duruma dikkat çekerek, “Henüz kararını vermediğini söyleyen seçmenlerin oranı, dindarlar arasında İsrail toplumunun diğer kesimlerine kıyasla çok daha yüksek” diyor.

Ancak bu seçmenlerin ideolojik sabitleri hâlâ tercihlerini etkiliyor ve Yair Lapid gibi merkez sol partilere doğrudan oy vermelerini engelliyor. Dolayısıyla bu seçmenler ya seçimleri boykot etmek ya da güvenlik konusunda güçlü bir merkez sağ alternatife yönelmek arasında kalıyor. Bu tanıma büyük ölçüde Gadi Eisenkot’un Yashar Partisi uyuyor. Nitekim birçok analist, Eisenkot’un yükselişini ve Netanyahu’nun önüne geçmesini, Ekim 2023 şokunun ardından onun askerî geçmişinde güvenli bir alternatif gören “kararsız merkez ve liberal sağ seçmenlere” bağlıyor.

Eisenkot’un seçim kampanyası da bunun farkında. Kampanya özellikle istikrar arayan kararsız seküler ve burjuva kesimleri hedef alıyor. Eisenkot, toplumsal kutuplaşmadan uzak, pratik bir siyasi figür olarak sunuluyor. Partisi, İsrail’in Yahudi halkının ulusal yurdu olarak varlığını güvence altına almayı, aynı zamanda Bağımsızlık Bildirgesi’nin ruhuna uygun biçimde Yahudi ve demokratik devlet niteliğini korumayı amaçlıyor.

Parti ayrıca ulusal güvenlik anlayışının yeniden şekillendirilmesini, İsrail’in güvenliğinin güçlendirilmesini, İsrail ordusu ile güvenlik kurumlarının kapasitesinin artırılmasını ve herkes için hizmet yasası kapsamında bütün vatandaşlara askerî ya da ulusal hizmet yükümlülüğü getirilmesini savunuyor. Bunun yanında devletin yenilenmesi, yönetim ve idare sistemlerinin yeniden inşa edilmesi, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ile yönetim, hukuk ve kamu düzeninin güçlendirilmesi de partinin hedefleri arasında.

Yashar ayrıca devletin erkleri arasında denge ve denetim mekanizmasını esas alan bir anayasanın kabul edilmesini destekliyor. Buna göre Knesset egemen olacak, hükûmet yönetme ve kararları uygulama kapasitesine sahip olacak, yargı sistemi ise güçlü ve bağımsız kalacak.

Reuters’ın 17 Ağustos’ta aktardığı verilere göre İsrailli seçmenler arasında kararsızların oranı yaklaşık yüzde 20. Yahudi Halkı Politikaları Enstitüsünün (JPPI) daha yakın tarihli bir göstergesi ise daha ihtiyatlı bir oran vererek kararsızların payını yaklaşık yüzde 12 olarak gösteriyor.

Netanyahu 

Netanyahu ve ortakları hakkında hukuki sürecin sonuna kadar işletilmesini destekleyen vatandaşlar, “İtiraf Anlaşmalarına Hayır” grubunun üyesi Louis Latker de bu konuda bazı hesaplamalar yapıyor. Latker’e göre değişim blokunun yaklaşık 2,5 milyon seçmenden oluştuğu varsayılır ve kararsızların oranı yüzde 10 ila 20 arasında hesaplanırsa bu, yaklaşık 250 bin ila 480 bin oya karşılık geliyor. Bu da yaklaşık 6 ila 13 milletvekilliği anlamına geliyor.

Kararsızların oranının yüzde 15 olduğu orta senaryoda ise yaklaşık 375 bin seçmenden, başka bir ifadeyle 9 ila 10 milletvekilliğinden söz ediliyor. Burada değişim bloku ile koalisyon bloku arasındaki mevcut yaklaşık 10 sandalyelik farkın korunacağı varsayılıyor.

Bu nedenle kararsız seçmenlerle ilgili temel soru, oylarının değişim bloku içerisinde nasıl dağılacağı ve hangi partinin birinci, ikinci ya da üçüncü olacağı üzerinde yoğunlaşıyor. Eğer bu oylar değişim blokundaki partiler arasında el değiştirirse, blokun toplam sandalye sayısı temelde değişmeyecek. Asıl değişim, blok içerisindeki güç dağılımında yaşanacak.

Latker’e göre bir diğer önemli sınav ise hâlihazırda Likud blokunda yer alan kararsız seçmenleri değişim blokuna çekebilmek. Böyle bir geçiş, değişim blokunun üstünlüğünü güçlendirebilir ve istikrarlı bir hükûmet kurulmasına imkân sağlayacak yaklaşık 65 sandalye hedefine yaklaşmasını sağlayabilir.

Bu nedenle esas soru, blok içerisindeki en büyük partinin hangisi olduğu değil, blokun toplamda kaç sandalyeye sahip olduğudur. Lapid, 2021’de 17 milletvekiliyle hükûmeti kurmayı başardı. 2022’de ise 24 sandalye kazanmasına rağmen muhalefete geçti. 2009’da Tzipi Livni ve Kadima Partisi 28 sandalye elde ederek Likud’dan bir milletvekili daha fazla çıkardı ancak buna rağmen hükûmeti kuran isim Netanyahu oldu.

İsrail’de hükûmeti kuran parti her zaman en fazla sandalyeye sahip parti olmuyor. Sonuçta belirleyici olan, parlamentoda çoğunluğu oluşturabilme kapasitesi.

Öte yandan yedek Tuğgeneral Ofer Winter’ın yeni kurduğu Am Yisrael (İsrail Halkı) Partisi de sağdaki dengeleri etkileyen yeni aktörlerden biri oldu. Winter’ın liderliğindeki yeni sağcı listede medya, siyaset ve askerî çevrelerden isimler bulunuyor. İsrail sağının öne çıkan seslerinden biri olarak kendisini konumlandıran Winter, Filistinlilere ve Gazze Şeridi’ne yönelik sert tutumuyla tanınıyor.

Winter, askerî anlamda kesin sonuç alınması çağrısında bulunurken Gazze’nin İsrail’in bir parçası olması gerektiğini ve bölgede Arapların bulunmaması gerektiğini savunuyor. Aynı zamanda İsrail toplumunun farklı kesimlerini hedeflediğini belirtiyor. Ancak merkez ve sol partilerle iş birliğini kırmızı çizgi olarak görüyor ve sağcı bir hükûmet kurmayı amaçlıyor.

Winter’ın yeni parti kurması Netanyahu’nun da tepkisini çekti. Netanyahu, Winter’a saldırarak bu girişimin ülke açısından taşıdığı tehlikeye karşı uyarıda bulundu. Bu tutumun arkasında, sağ seçmenler arasında kararsızların sayısı artarken yeni partinin Likud ve genel olarak Netanyahu koalisyonu açısından yaratabileceği tehdidin farkında olması yatıyor.

Netanyahu küçük sağ partileri hedef alarak liderleriyle kişisel bir sorunu olmadığını ancak ortada ulusal bir sorun bulunduğunu söyledi. Netanyahu, “Seçim barajını geçemeyenler oy kaybettirecek, geçenler ise mevcut listeleri aşağı çekecek. Bu nedenle yeni partiler ya yarıştan çekilmeli ya da mevcut partilerle birleşmeli” ifadelerini kullandı.

Netanyahu liderliğindeki koalisyon kampının 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşma ihtimalinin zayıflaması, buna karşılık muhalefeti temsil eden değişim kampının da Arap partilerinin desteği olmadan tam bir uzlaşma sağlayamaması, kararsız seçmenlerin önemini daha da artırıyor.

Bu nedenle anketlerde henüz karar vermediğini söyleyen seçmenlerin yüzde 6 ila 10’luk bölümü, yani kararsız seçmen kitlesi, mevcut siyasi tıkanıklığın aşılmasında geriye kalan tek alan olarak öne çıkıyor.

Kararsızların önemi yalnızca bir adayı diğerinin önüne geçirebilmeleri ya da sandalyeleri bir bloktan diğerine taşıyabilmelerinden kaynaklanmıyor. Bu seçmenler aynı zamanda yüzde 3,25’lik seçim barajı çevresinde gidip gelen partilerin kaderini de doğrudan etkiliyor. Bu oran parlamentoda yaklaşık 4 sandalyeye karşılık geliyor.

İsrail’in seçim sistemi tam nispi temsil esasına dayandığı için barajı geçemeyen bir partiye verilen her oy boşa gitmiş sayılıyor. Bu oyların etkisi daha sonra İsrail’de Bader-Ofer yöntemi olarak bilinen artık oylar sistemi çerçevesinde kazanan büyük bloklara yansıyor.

Sistem adını, 1973 yılında İsrail seçim yasasında değişiklik yapılmasını öneren iki Knesset üyesinden alıyor: Sağ kanadı temsil eden Yohanan Bader ile solu temsil eden Avraham Ofer. Bu sistem kapsamında iki liste, seçimlerden önce artık oyların paylaşımına ilişkin anlaşma yapabiliyor.

Likud, 2022’de yapılan 25. Knesset seçimlerinde bu sistemden yararlandı. Seçim barajını aşamayan listeler elendikten sonra kalan sandalyelerin dağıtımında Bader-Ofer yöntemi uygulandı. Yasanın kullandığı matematiksel formül daha büyük bloklara avantaj sağladığı için ilave sandalyeler Netanyahu’nun büyük ve istikrarlı blokundaki partilere gitti. Bunun sonucunda Netanyahu açık bir parlamento çoğunluğu elde etti.

Bezalel Smotrich

Ağustos 2026 anketleri, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm, Hili Tropper ve Yoaz Hendel’in liderliğindeki Siyonist Ev-Yedek Askerler ile Benny Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz gibi partilerin yüzde 2,5 ila 3,4 bandında seyrettiğini gösteriyor.

Eğer kararsız seçmenler son günlerde baraj altında kalma riski taşıyan partilerden birine yönelip onu barajın üzerine taşırsa, bu durum Siyonist muhalefet kampına doğrudan 4 sandalye kazandırabilir. Böylece muhalefet 61 sandalyeye ulaşarak Netanyahu’ya ya da Arap partilerine ihtiyaç duymadan hükûmet kurma imkânı elde edebilir.

Tam tersine kararsız seçmenler sandığa gitmez veya oyları farklı partiler arasında dağılırsa, Netanyahu kampı herhangi bir ek çaba göstermeden önemli bir avantaj elde edebilir ve bu durum Netanyahu’nun iktidarda kalmasını sağlayabilir.

Bu noktada Orta Doğu tarihi profesörü ve İsrail Eğitim Merkezi’nin kurucusu Prof. Kenneth/Ken Stein, yaklaşan 26. Knesset seçimlerine ilişkin çalışmasında seçmenlerin motivasyonlarını, bu tercihleri belirleyen faktörleri ve bunların seçmen kararlarındaki rolünü ele alıyor.

Stein, 18 Ağustos 2026’ya kadar yayımlanan kamuoyu araştırmalarında seçmenleri etkileyen dokuz önemli motivasyon belirliyor ve bunları üç ana kategoriye ayırıyor:

A- Çok yüksek düzeyde etkili: Ulusal güvenlik, 7 Ekim olayları konusunda hesap verebilirlik ve hayat pahalılığı.

B- Yüksek veya yükselmekte olan düzeyde etkili: Devlete yönelik hizmet ve yükümlülüklerde eşitlik; özellikle askerlik hizmeti, eğitim ve Haredilere sağlanan devlet yardımları; İran ve nükleer programı ile İsrail’e komşu bölgelerin yarattığı güvenlik sorunları. Bunların başında Gazze, Lübnan, Batı Şeria ve Suriye geliyor.

C- Orta ile görece yüksek düzey arasında etkili: Liderlik, yönetim ve kurumlara duyulan güven; ABD ile ilişkilerin yönetimi ve İsraillilerin ülkelerinin nasıl bir topluma dönüşmesini istediğine ilişkin daha geniş kapsamlı soru.

Stein, çalışmasında bu sınıflandırmaların değişmez bir sıralama olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Temel kamuoyu araştırmalarından hareketle kategoriler arasındaki mesafeyi sayısal olarak belirlemek mümkün değil. Ulusal ölçekte orta düzeyde önem taşıdığı düşünülen bir konu, belirli bir seçmen grubu açısından belirleyici olabilir.

Aynı şekilde bu sınıflandırmalar, herhangi bir konuyla Netanyahu’ya verilen destek arasında ya da Ben-Gvir ve Smotrich’in sert sağ çizgisi, Eisenkot, Bennett, Lapid, Lieberman veya herhangi bir Siyonist ya da Arap partisinin yönelimi arasında nedensellik ilişkisi bulunduğunu kanıtlamıyor.

Daha da önemlisi, bu tablo 18 Ağustos’taki durumu gösteriyor; 27 Ekim’e ilişkin bir tahmin değil. Aynı çalışma eylül ayının ilk yarısındaki, eylül ayının tamamındaki ya da ekim ayındaki anketlerle tekrarlandığında benzer sonuçlar ortaya çıkabileceği gibi sıralama tamamen değişebilir.

Mevcut motivasyonların önemi artabilir ya da azalabilir, yeni kaygılar ortaya çıkabilir ve gelişmeler seçmenlerin önceliklerini aniden değiştirebilir.

Bu nedenle söz konusu dokuz motivasyon ile bunların ayrıldığı üç düzey, gerçekte neyse o şekilde anlaşılmalı: Bunlar, 18 Ağustos 2026 itibarıyla İsrailli seçmenlerin kaygılarını yansıtan, güvenilir birden fazla kamuoyu araştırmasının mantıklı bir bileşiminden ibaret. 27 Ekim’de ortaya çıkacak sonucu öngören bir tahmin olmadığı gibi, İsraillilerin hangi partiye oy vereceğini ya da İsrail’in bir sonraki başbakanının kim olacağını kesin biçimde belirleyen istatistiksel bir sıralama da değil.

Stein’ın çalışması, İsrail’deki kafa karışıklığı ve kararsızlık hâlinin yalnızca kararsız seçmenler olarak tanımlanan belirli bir grupla sınırlı olmadığını gösteriyor. Tam tersine bu durum, mevcut kamuoyu araştırmaları ışığında İsrailli seçmenlerin tamamına yayılan genel siyasi atmosferi etkiliyor.

Bu tablo iki noktayı ortaya koyuyor. Birincisi, İsrailli seçmen ciddi bir güven krizi yaşıyor. İkincisi ise partiler, ülkenin yeni bir erken seçim döngüsüne sürüklenmesini önleyebilecek tek kesim olarak görülen kararsız seçmenleri kendi taraflarına çekebilmek için önümüzdeki haftalarda sert bir mücadele yürütmek zorunda.

Peki kararsızlar, Likud’un tekrar tekrar başvurduğu uyarı ve korku kampanyalarının etkisiyle Netanyahu liderliğindeki aşırı sağa mı yönelecek? Yoksa Eisenkot’un güvenlik geçmişinin etkisi ve Siyonist muhalefet koalisyonu kurma ihtimali nedeniyle güvenlikçi merkez sağa mı kayacak? Ya da sandığa gitmemeyi tercih ederek oyların dağılmasına ve İsrail’in siyasi bir felce sürüklenmesine mi yol açacak?

Anketlerin şu ana kadar ortaya koyduğu tabloya göre ikinci ihtimal daha güçlü görünüyor.

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği