İklim Haber’in Özel Analizleri:

TÜHA HABER / İklim Haber her hafta gönderdiği bültenlerine ek olarak yeni bir bülten daha hazırlıyor. Yeni bültende, bir önceki ayda Yeşil Düzen, Paris Anlaşması, Fosil Yakıt ve Yenilenebilir Enerji Sektörleri ve Yeşil İyileşme çerçevesinde yaşanan gelişmeleri ve bu gelişmeler kapsamında hazırladığı özel analizleri bir araya getirip okuyucularına sunacak. İşte geçtiğimiz Eylül ayında yaşananlar:
İklim Haber’in Özel Analizleri:
İklim Haber Yayın Yönetmeni Barış Doğru, Türkiye’nin iklim tartışmalarındaki yalnızlığını kaleme aldı: “Türkiye iklim tartışmalarındaki değersiz yalnızlığına devam ediyor. Ama ne yalnızlık! Halen Paris Anlaşması’nın dışındaki tek G20 ülkesi ve dünyadaki 8 ülkeden biri (diğerleri Angola, Eritre, Güney Sudan, Irak, İran, Libya ve Yemen) ve giderek tüm ulusal ve uluslararası politikaların öncelikli unsuru olmaya başlayan, ekonomi politikalarına yön vermeye başlayan iklim eylemi tartışmasının tamamen dışında kalmaya devam ediyor. Özellikle, Çin gibi bir gelişmekte olan ülkenin de sıfır emisyon için tarih koyması, Türkiye’nin durumunu daha da kritik hale getiriyor.”
Prof. Dr. Etem Karakaya, AB’nin karbon sınır düzenlemesinin Türkiye için etkilerini İklimh Haber için değerlendirdi: “Türkiye’nin en büyük ticari partnerinin AB olması nedeniyle Karbon Sınır Düzenlemesi (Carbon Border Adjustment-CBA) mekanizmasının uygulamaya konması, haliyle bu bloğa ihracat yapan birçok enerji-yoğun sektörü doğrudan etkileyecek. Ancak konu CBA’dan daha öte ve kapsamlı bir konu ve tüm sektörleri CBA harici de etkileyecek. Dolayısıyla Türkiye’de enerjiyi yoğun kullanan işletmelerin artık iklim değişikliğine neden olan seragazı emisyonu azaltımını esas alan dönüşümü sağlayacak yeni stratejiler geliştirmesi gerekiyor.”
Karbon Piyasaları Uzmanı Oğuz Tosun, İklim Haber’de karbon fiyatlandırmasına dair yeni bir yazı dizisine başladı: “Karbon fiyatlandırma çağdaş iklim eylem planlarının önemli bir bileşeni olarak dikkatleri çekiyor. Karmaşık ekonomik modellemeleri ve mühendislik yaklaşımlarını gerektiren tasarımının zorluğu yanında uygulaması da titizlik gerektiren karbon fiyatı, atmosferik karbon konsantrasyonunun Sanayi Devrimi öncesi seviyelere çekilmesi için elzem bir azaltım aracı.”
Yeşil Yeni Düzenle ilgili son gelişmeleri değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) Doç. Dr. Ahmet Atıl Aşıcı, Türkiye’nin potansiyelinin bulunduğunu, tek ihtiyacının siyasi irade ve kararlılık olduğunu belirtiyor.
Avrupa Yeşil Düzeni’ne Dair Tartışmalar:
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, yüzyılın ortasına kadar “iklim nötr” olmayı amaçlayan Avrupa Yeşil Düzeni programının bir parçası olarak 2030 yılına kadar seragazı emisyonlarında % 55’lik bir azaltımı hedefleyen planlarını açıkladı.
Avrupa Komisyonu’nun geçtiğimiz günlerde açıkladığı iklim hedeflerine “karbon yutak alanlarını” dahil etmesi eleştirilere neden oldu, 2030 hedeflerine ulaşmada “hile” yapıldığı belirtildi.
AB ülkeleri, 2050 net sıfır emisyon hedefine ulaşılana kadar, her 10 yılda bir yeni iklim hedefleri belirlemeyi düşünüyor.
“Avrupa Yeşil Mutabakatı Türkiye İş Dünyasını Nasıl Etkileyecek” adlı webinarda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın iklim değişikliği ile mücadeleyi sadece kendi coğrafyası ile sınırlı tutmadığını belirtirken, Türkiye’nin iyi hazırlanmış bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu söyledi.
Avrupa Birliği’nin (AB) karbon piyasası tarafından kapsanan çoğu sektörün, taslak planlar kapsamında önümüzdeki beş yıl içerisinde mümkün olan en yüksek oranlarda kesilen ücretsiz krediler görecek olması, en büyük kirleticilerden bazılarına milyonlarca euroya mâl olabilir.
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, YEKDEM katkılarının, “karbon sertifikasına” dönüştürülmesinin, karbon kredileri veya vergisine karşı yapılan emisyon azaltımının bir kanıtı olarak sanayicilere ve ihracatçılara çok önemli desteği olacağını söyledi.
Uluslararası Para Fonu (IMF), diğer büyük kirleticiler asgari bir karbon fiyatını kabul etmezse, ithalata karbon vergileri uygulanmasına yönelik bir AB önerisini onayladı.
Yenilenebilir Enerji ve Fosil Yakıt Sektöründe Yaşananlar:
Polonya hükümetinin ve madenci sendikalarının 2049 itibarıyla madenleri devre dışı bırakmaya yönelik dönüm noktası niteliğinde bir planı kabul etmesiyle ülke, kömüre olan yoğun bağımlılığını sona erdirmeye yaklaştı.
Dünya çapındaki elektrik dağıtım şirketlerinin çoğu yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak yerine fosil yakıt enerji santrallarının kapasitelerini artırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), iklim hedeflerine ulaşılması için temiz enerjiye dair teknoloji yatırım ve inovasyonun hızlandırılması gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri António Guterres, Hindistan’a insan ve çevre sağlığına olan olumsuz etkileri nedeniyle kömür sektörünü genişletmeme çağrısında bulundu.
İspanya Enerji ve Çevre Bakanlığı, İspanya’nın yedi bölgesinde istihdam sağlamak ve karbon emisyonlarını azaltmak adına yenilenebilir enerji projelerine 181 milyon euroluk fon sağlanacağını açıkladı.
Yeşil İyileşmeye Dair Haberler:
Çin ve AB gibi dünyanın en büyük ekonomileri, Japonya’nın ev sahipliği yaptığı sanal bir bakanlar toplantısında COVID-19’dan sonra yeşile dönme ve iklim eylemini hızlandırma sözü verdi.
TEPAV, SEE Change Network ve CAN Europe ortaklığında yayımlanan yeni bir rapor, alınan kararların enerji sektörü ve iklim değişikliği üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi ve atıl varlık riskinden kaçınılması için değerlendirmelerin uzun vadeli yapılması ve stratejik planların 2023 yılı hedeflerinin ötesine taşınması gerektiğini ortaya koydu.
TÜSİAD, “Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi Raporu”nu açıkladı. Raporda, Paris Anlaşması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı ile şekillenen yeni iklim rejiminin Türkiye ekonomisi ve ticaretine olası etkileri ele alınıyor.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, blogun iklim hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak projelere daha fazla devlet yardımı sağlanabileceğini söyledi.
Independent’te yayınlanan yazısında, Christopher Loeak, “COVID-19 harcamaları, iklim acil durumunu merkezine almalı. Gezegenimizin uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamak için ‘daha iyi yeniden inşa ederken’ bu fırsatı boşa harcamamalıyız” dedi.
Sir Laurie Bristow, COVID-19 sonrasında tüm ekonomilerin toparlanmaya çalışacağına işaret ederek, “Bu toparlanma süreci, temiz büyüme sektörlerine dayalı olmalı. İşte bu temiz toparlanma bizim temel odak noktamız. COP26, hükümetler, iş dünyası, kalkınma teşkilatları ve toplumdaki herkes için gelecek kuşaklar adına çevremizi koruyacak kalıcı değişikliği nasıl sağlayacağımız üzerine yoğunlaşmak açısından fırsat sunacak” dedi.
Suzanne DiBianca’ya göre, bugün karşı karşıya olduğumuz acil krizin bize daha varoluşsal bir tehdit hakkında öğreteceği çok şey var: İklim değişikliği. “Bekleyecek vaktimiz yok. Ancak COVID-19’un gösterdiği gibi, bu zorluğun üstesinden gelmek için gerekli araçlara sahibiz.”
Danışmanlık şirketi EY, Avrupa’nın COVID-19 salgınının neden olduğu ekonomik çöküşten daha güçlü ve daha dirençli bir şekilde toparlanmasına yardımcı olacağını söylediği 1000 yeşil proje belirledi.
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, iş açısından zengin bir toparlanma ile iklim değişikliğiyle mücadelenin birbirini desteklediği ve geleceğin pek çok işinin “yeşil ekonomi”de olduğunu kaydetti.
100’den fazla ülkeden 1.000’den fazla CEO, “Yenilenen Küresel İşbirliği için CEO Bildirisi”ni imzaladı, “Daha iyi bir dünya için birlikteyiz” mesajını verdi.
Paris Anlaşması’na Dair Gelişmeler:
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı ve İklim Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Daha evvel yaptığımız COP’larda, Paris’ten bu yana bize verilen sözler tutulmadığı için Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatlarıyla bu konular çözülmeden Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olma ihtimali yok” dedi.
BM İklim Değişikliği Genel Sekreteri Patricia Espinosa, koronavirüs salgını ve ABD’deki siyasi belirsizlik nedeniyle bu yıl yalnızca 80 ülkenin güncellenmiş ulusal iklim planı sunabileceğini ifade etti.
HABER : Barış Doğru & İklim Haber Yayın Yönetmeni
[TÜHA Haber Ajansı, 15 Ekim 2020]