Küresel dönüşüm sürecinde Türkiye’nin büyük stratejisi

Değerli okurlar, Türkiye’nin bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan ‘Küresel dönüşüm sürecinde Türkiye’nin büyük stratejisi’ konusunda önemli bir eser daha kitap raflarında yerini aldı.
SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ve Güvenlik Araştırmacısı Ferhat Pirinççi tarafından hazırlanmış olan bu eser, söz konusu hazırlığın akademik ve düşünsel boyutunda yapılması gereken tartışmalara yönelik önemli bir katkı niteliğinde. Zira kitabın yazarları koronavirüs öncesinde başlayan ve pandemi ile hızlanan küresel sistemdeki dönüşümü tanımlamakta ve oluşan yeni jeopolitikte Türkiye’nin sahip olması gereken “büyük stratejisi”ni tasvir ederek
yeni dönemde nasıl bir dış politika ve güvenlik siyaseti izlenmesi gerektiğine ilişkin bir çerçeve oluşturmakta.
Bilindiği gibi, 2020’nin başından itibaren bütün dünyanın başlıca gündem maddesi
haline gelen koronavirüs (Covid-19) pandemisi bireylerden toplumlara, devletlerden devlet dışı aktörlere bütün dünyayı etkiledi.
Bu etki başta sağlık sektörü ve toplumsal alan olmak üzere insan ve insana
dair neredeyse akla gelebilecek her alanı kapsadı.
Uluslararası ilişkiler alanında Soğuk Savaş’ın sona ermesi, 11 Eylül saldırıları veya Arap Baharı gibi dönüm noktası olarak tanımlanan olaylara koronavirüs pandemisi de eklenmiş ve şimdiden koronavirüs öncesi ve sonrasına dair ayrımlar ve tartışmalar yapılmaya başlandı.
Koronavirüsün etkileri bağlamında yapılan tartışmalardan belki de en önemlisi küresel sisteme ilişkin olanı. Zira pandemi önceki dönemde uluslararası düzene ilişkin yapılan eleştirileri ve tartışmaları hızlandırmış ve tartışmalara yeni boyutlar katdı.
Bu açıdan uzunca bir süredir ABD öncülüğündeki liberal normlara dayanan uluslararası sistem sorgulamaları koronavirüsle birlikte bu sistemin değişip değişmeyeceğine, değişecekse ne yönde şekilleneceğine yönelik bir forma
dönüştü.
ABD’nin Obama döneminde başlayan ve Trump dönemiyle devam eden kendi kurduğu uluslararası düzenin temellerini zayıflatıyor olması ile birlikte Çin’in sahip olduğu ve önerdiği normlar açısından yeni bir uluslararası düzen kurabilme kapasitesinden uzak olması önemli bir sorun teşkil etti.
Bunun yanı sıra Avrupa Birliği özellikle Brexit ile başlayan ve koronavirüs ile hızlanan krizlerle içine kapanırken Rusya’nın düzensizlikten beslenen ve pozisyonunu tahkim eden tavrı da sorun oluşturdu.
Buradan hareketle önümüzdeki dönemde yeni bir dünya düzeninden ziyade büyük güç rekabetine dayalı bir “uluslararası türbülans” ortamının oluşması daha
büyük bir olasılık.
Beklenen düzensiz ve istikrarsız uluslararası ortam tüm aktörler için hem fırsatlar hem de tehditlerin yükseldiği yeni bir jeopolitik denklem oluşturuyor.
Tehditlerin minimize edilmesi, fırsatların ise hızlı ve etkili bir şekilde kullanılması şüphesiz bütün aktörlerin arzusudur. Ancak her bir aktörün aynı kapasitede ve aynı kriz yönetimi kabiliyetine sahip olmadığı düşünüldüğünde az sayıda aktörün yeni döneme hızlı bir şekilde adapte olabileceği, birçoğunun ise yeni dönemin etkilerini reaksiyoner bir yaklaşımla takip edeceği ve daha edilgen pozisyonda kalacağı bekleniyor.
Bu açıdan yeni dönemi isabetli bir şekilde tahlil edip yorumlayarak buna yönelik hazırlığını yapan aktörlerin diğerlerine göre daha avantajlı bir pozisyonda olacağı söylenebilir.
Dünya sisteminin ve uluslararası ilişkilerin değişmekte olan yeni jeopolitiğinde Türkiye için fırsatlar olduğu gibi riskler de söz konusudur ve yeni döneme ilişkin
başlayan hazırlıklar risklerin azaltılması ve fırsatlardan yararlanılmasını beraberinde getirecek.
Bu bağlamda özellikle 2012’den itibaren ulusal ve bölgesel düzeyde karşılaştığı meydan okumaları ve yaşadığı türbülansları iyi bir kriz yönetimi göstererek en az hasarla atlatmayı başaran Türkiye güçlü altyapısı ve gösterdiği etkili kriz yönetimiyle koronavirüsün ilk etkisini de birçok ülkeye kıyasla başarılı bir şekilde
karşıladı.
Bu durum Türkiye’nin yeni döneme ilişkin hazırlığı ve adaptasyonuna ilişkin önemli bir ipucu olarak düşünülmeli.
***
MURAT YEŞİLTAŞ
Yeşiltaş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde doçent olarak çalışmakta olup uluslararası güvenlik, terörizm ve devlet dışı çatışmalar konusunda araştırmalar yapmaktadır. Aynı zamanda SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörlüğü görevini sürdürmektedir. Burhanettin Duran ile birlikte Ortadoğu’da Devlet Dışı Silahlı Aktörler kitabını derlemiştir.
FERHAT PİRİNÇÇİ
Doktorasını 2010’da Uludağ Üniversitesi’nde tamamlayan Ferhat Pirinççi, Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Siyaset Anabilim Dalı’nda profesör olarak görev yapmaktadır. Ortadoğu, silahlanma ve ABD dış politikası üzerine çalışmalar yapmakta olup lisans ve lisansüstü düzeyde Uluslararası İlişkiler, Ortadoğu, Silahlanma ve ABD Dış Politikası dersleri vermektedir.
Keyifli okumalar.

İnci Cevher UZGAŞ
[TÜHA Haber Ajansı, 06 Eylül 2020]