Marmara’nın en büyük prensi: Büyükada

* İstanbul’un kilometre olarak çok yakınında, ama atmosfer olarak bir o kadar uzak.
* Prens Adaları’nın en büyüğü… Bir süredir ‘’Orası artık çok kalabalık’’ deyip gitmeyi tercih etmeyenler olduğu bir gerçek.
* Ama o, büyük olmanın verdiği sabırla kendinden vazgeçmeye yüz tutan misafirlerini bekliyor ve bence bir şansı daha hak ediyor. Neden mi? Cevapları için buyurun Büyükada rehberine…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
TÜHA Haber’in HÜRRİYET Seyahat Gezgini Gazeteci Elif Özgen DELEK’in özel haberinden aktardığına göre, Büyükada bir süredir günübirlik ziyaretçileri nedeniyle özellikle hafta sonları yoğun olsa da, bu durum adanın tamamı için geçerli değil. İskele ve çarşıdaki kalabalıktan kaçmak istiyorsanız adanın iç taraflarına doğru keşfe çıkmanız yeterli.
Ada araç trafiğine kapalı. Bu yüzden ulaşım konusunda sadece birkaç alternatif var. Bunların ilki bisiklet. Saatiyle bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Ancak bisiklet kiralamak istiyorsanız adanın sürekli dikleşen yokuş yollarını ve bu yolların uzunluğunu mutlaka düşünün derim.
Adanın en çok eleştirilen ama bir o kadar da klasikleşmiş ulaşım yolu ise faytonlar. Büyük Ada Turu ve Küçük Ada Turu olarak 2 farklı rota var. İkisi de Saat Meydanı’ndan sağa dönülünce başlıyor. Çankaya Caddesi ve Nizam Caddesi’nden geçilirken Büyükada’nın evlerini, tarihi konaklarını, ormanlarını seyre dalabiliyorsunuz. 2,5 kilometrenin sonunda Dilburnu Tabiat Parkı’na varıyorsunuz, piknik yapmak isteyenlerin son durağı olabilir burası.
Dilburnu’ndan devam edince 500 metre sonra Birlik Meydanı’na ulaşılıyor. Aya Yorgi Kilisesi’ne giden yaklaşık 1 kilometrelik yokuş yol burada başlıyor. Faytondan indikten sonra bu yolu tırmanmak size kalıyor. Faytonla Büyük Tur ve Küçük Tur arasındaki fark yaklaşık 6 km. Kilometre farklı olduğu için fiyatları da farklı. Adalar Belediyesi’nin yayınladığı son tabloya göre Küçük Tur kışın , yazın farklı ücretlerde. Yaklaşık 75 dakika süren Büyük Tur için kış sezonunda başka, yaz sezonunda farklı ücret ödemeniz gerekiyor. Bu fiyatların son şeklinin sizin pazarlık gücünüze bağlı olduğunu unutmayın.
Bir diğer alternatif de adada yürüyerek yol almak. Bu, Ada’yı incelemek için en güzel yöntem olsa da, gezinizi biraz kısıtlayabileceği konusunda uyarmalıyım. Ada çok büyük ve yolları yokuşlu olduğu için yürüyerek ilerlemek belli bir aşamaya kadar mümkün olabiliyor.
Adayı keşfettikçe sizi bol yeşilliğin ve herkesi kendine hayran bırakan müstakil Ada evlerinin beklediğini göreceksiniz. Adanın bazı sokaklarındaki 2-3 katlı binalar dışında, diğer sokaklar bu müstakil evlerle dolu. Ada çok büyük olduğu için kısa sürede tüm ara sokaklara girmek imkansız. Benim gördüğüm en güzel ve farklı evler Maden Yolu üzerinde. Yılmaztürk Caddesi, Mimozalı Sokak ve Minelibahçe Sokak’ta.

Adada tatlı için önerebileceğim mekan ise Büyükada Şekercisi. Ada yürüyüşü sonrası tatlı-kahve ikilisiyle burada yorgunluk atılabilir. Yürürken ayaküstü yemek isteyene şekerleme vejelibonlar da var. Adada çocukluğumuza dönmek için iyi bahane bence. Tatlı fiyatları 12 TL’den başlıyor. Adada Maden Yolu’ndan geçerseniz Bahçede Sinek Kafe ile tanışabilirsiniz. Yılmaztürk Caddesi’nde, 110 numaralı bina. Ayrıntılı yazıyorum çünkü tabelası küçük, fark etmesi zor, ama teğet geçilip gidilmeyecek kadar güzel. Öyle lezzetli, doğal limonata yapıyorlar ki insanın canı bir tane, bir tane, bir tane daha istiyor. Akşam 18.30 ‘a kadar açıklar, bilginize.
Yazı boyunca Ada’nın büyüklüğünden bahsettim. Gezilecek o kadar çok yer var ki, tek güne sığdırmak adaya haksızlık olur. Konaklamak isteyenlere geçen sene açılan Sergüzeşt Otel tavsiyemdir. Merkeze yakın tertemiz bir butik otel. Standart oda fiyatları hafta içi ve haftasonu giderseniz ya da standart değil, teraslı ya da deniz manzaralı oda isterseniz bu fiyatlar değişkenlik gösteriyor. Kalabalık giderseniz grup indirimi yapıyorlar.
Otelin altında bir de kafeleri var:Sermest Kafe. Otelde konaklamıyor olsanız da, dışarıdan gelip kafede zaman geçirebiliyorsunuz. Pazar kahvaltıları çok meşhur.