Muhalefetin yumuşak karnı Gül mü?

TÜHA HABER / Posta gazetesi yazarı Oral Çalışlar: CHP içindeki muhalefetin yumuşak karnı Gül.
Oral Çalışlar, önceki günkü köşesinde “Muhalefetin yumuşak karnı Gül mü?” sorusunu sordu.
Yazar Çalışlar köşesinde “Muhalefetin yumuşak karnı Gül mü?” sorusunun cevabını aradı.
Çalışlar, bu konudaki hassasiyeti açıklarken CHP içerisindeki ulusalcı kanadın “muhafazakarlarla laiklerin, sağ partilerle – özellikle AK Parti geleneğinden gelenlerle – sosyal demokratların uzlaşmasını istemediğini” söyledi.
Öyle ki Çalışlar’a göre söz konusu ulusalcı kanat bu konuda “Gül olacağına Erdoğan olsun” tutumuna sahipler.
Parti içi muhalefetin son zamanlarda en yüksek sesli cephesi olan Muharrem İnce’nin söylemlerine de değinen Çalışlar “Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’na “sağcılarla birlik arıyor” şeklinde eleştiri yöneltirken CHP içindeki bu eğilimin bir anlamda sözcülüğünü yapıyor” değerlendirmesini de oyuncularıyla paylaştı.
İktidar tarafı, CHP’nin “yumuşak karnı” olarak gördüğü Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu gündemde sıcak tutmaya gayret ediyor.
Hatırlayalım: Abdullah Gül, geçen Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu imkanı kullanmamıştı. Adaylığı için CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in 2 Eylül’deki “söz konusu değil” değerlendirmesi, gerçekçi görünüyor.
Konu Gül’ün adaylığının ötesinde bir anlam taşıyor. Abdullah Gül, AK Parti hareketinin kurucu liderlerinden. Şimdi siyaseten muhalefetle aynı çizgide açıklamalar yapıyor. Parlamenter rejime dönüş, insan hakları ihlalleri, basın ve ifade özgürlüğü, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi bir dizi meselede muhalefet için asgari müşterek sayılabilecek konularda Gül’ün tavrı net.
Geçmişte AK Parti’de sorumluluk almış, devlet yönetiminde bulunmuş kişilerin muhalefet içindeki konumları bundan sonra nasıl şekillenecek? Bu, Abdullah Gül’ün adaylığından daha derin bir mesele.
Kılıçdaroğlu, şunun farkında: Eğer bir iktidar hedefi içindeyseniz ve bunun için “yüzde 50 artı 1” oy gerekiyorsa, yapmanız gereken bellidir: Bütün muhalif güçlerin asgari müşterek içinde birlikte hareket etmesini sağlamak… Anlaşabildiğiniz konular eğer ortak bir siyaset geliştirmeye yetiyorsa, bir iktidar hedefi için yeterli ilkesel temel mevcutsa, buna göre hareket edersiniz. Veya bu temeli oluşturursunuz. Yani bir “ittifak çalışması” çerçevesinde ortak zeminler gelişebilir.
Ulusalcılar
CHP içindeki ulusalcı denilebilecek bir kanat, “ittifak” meselesine farklı bakıyor. Böyle bir ittifakı doğru bulmuyorlar. Muhafazakarlarla laiklerin, sağ partilerle – özellikle AK Parti geleneğinden gelenlerle – sosyal demokratların uzlaşmasını, istemiyorlar, yararlı görmüyorlar. “Gül olacağına Erdoğan olsun” diyorlar. Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’na “sağcılarla birlik arıyor” şeklinde eleştiri yöneltirken CHP içindeki bu eğilimin bir anlamda sözcülüğünü yapıyor.
Ancak bu eğilimin güç kaybettiğini söylemek mümkün. Sonuçta, 31 Mart yerel seçimlerinde, ittifaklar sayesinde başarı kazanıldı. Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül meselesinin gündeme gelmesini değerlendirirken, parti içi muhalefete “iktidar korkuyor, size ne oluyor” anlamında bir cevap veriyor. Abdullah Gül konusu gündemden düşse bile, ittifak meselesi güncelliğini koruyan ve hatta önemi artan bir mesele.
Zaten yüzde 50 iddiası olan iki blok var. Bir tarafta iktidar bloku, diğer tarafta muhalefet bloku. Muhalefetin işi zor olsa da koşullar giderek elverişli hale geliyor. Eğer Kılıçdaroğlu’nun dikkat çektiği gibi “daha üç yıl varsa”, şu an isimleri tartışmak için doğru zaman olmayabilir. Ama belki de seçim yaklaşıyor.
[TÜHA Haber Ajansı, 06 Eylül 2020]