SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi Miş, “Muhalefet içinde sert rekabet var”

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi Miş, “Türkiye’de siyaseti artık iki ana kutup ve bir de muhalefete eklemlenen HDP üzerinden analiz edebiliriz” dedi.
Uluslararası Haber Ajansı (UHA)’dan Ataner YÜCE’nin Kriter Dergisine dayandırdığı haberine göre, Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Prof. Dr. Ferhat Pirinççi’nin, “Bir önceki seçimlerde Cumhur ve Millet İttifakı olarak iki ana ittifak ön plana çıktı. Bir de her ne kadar resmi olarak ittifak olduğu açıklanmasa da Millet İttifakı’nın içinde yer aldığı bir altılı masa gerçeği var. Altılı masada partilerin oy oranlarını toplayıp karşımıza bir bütün çıkartıyorlar, sizce bunun seçmendeki karşılığı nedir? Siyasi partilerin yaptığı matematik hesabı sandıkta aynı karşılığı görür mü, geçmişte bunun örnekleri var mıdır? sorusunu Doç. Dr. Nebi Miş cevapladı.
“Muhalefet içinde sert rekabet var”
Doç. Dr. Nebi Miş, “Şimdi iki soru sordunuz aslında. Birinci kısma cevaben: Türkiye’de siyaseti artık iki ana kutup ve bir de muhalefete eklemlenen HDP üzerinden analiz edebiliriz. Altılı masanın siyasetine baktığımız zaman temel motivasyonu Erdoğan ya da iktidar karşıtlığı olan partiler bir araya geliyorlar. Bu partilerin bazıları birbirine çok yakın şeyler söyleyen çok küçük partiler. Altılı masada en önemli iki parti İYİ Parti ve CHP. Altılı masanın kombinasyonuna baktığımızda siyasette proje, vizyon, siyasal söylem birliğinden daha çok iktidar karşıtlığı, Erdoğan karşıtlığı üzerinden bir birliktelik var ve bu birlikteliği de devam ettirebilmek için belirli başlıklarda değil daha soyut başlıklarda bir araya gelme, şekillendirme çalışmaları var. Aslında altılı masa, birbirine benzemez partiler, Böyle olunca da hem Meclis seçimleri hem de çatı adaylığı açısından iş birliği devam ediyor ama çok sert bir şekilde yürüyen bir rekabet de var. Bu rekabetin iz düşümlerini son dönemlerdeki tartışmalarda net olarak görüyoruz.
[Nebi Miş “Bugün için HDP üçüncü farklı bir ittifak olarak yoluna devam ediyor, parlamento seçimlerine kendi adaylarıyla gireceğini söyledi ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bizim istediğimiz adayı, bizim tasvip edebileceğimiz bir adayı çıkarırsanız destekleriz diyerek aslında altılı masanın üzerinde bir çeşit vesayet kurmaya çalışıyor.”]
Böyle olunca seçmen sonuçta ittifakları karşılaştırıyor. Karşılaştırabileceği çok önemli doneleri var. Bir yanda 20 yıllık iktidar var, topluma yönelik ürettiği vizyonlar var, projeler var. Öbür yanda ise altılı masada konuşulan güçlendirilmiş parlamenter sistem gibi, geçiş süreci hükümeti gibi, iktidar olurlarsa bakanlıkların, üst düzey bürokrasinin nasıl dağıtılacağı gibi tartışmalar var. Türkiye’de bilinci çok yüksek olan seçmen, bu süreçleri yakından takip ediyor ve bu takibin neticesinde de bence seçmenin bu bloklara yönelik olarak zihni de netleşiyor. Pazarlık siyaseti üzerinden seçmen algısında muhalefetin yıpranması kaçınılmaz gibi görünüyor.
Sorunuzun ikinci kısmına gelmek istiyorum. Türkiye siyasetinde siyasal mühendislikler belirli bir yere kadar sonuç üretir elbette, üretmez diyemem. Ama siyaseti toptan dönüştürüp değiştirebilecek bir mahiyet arz eder mi derseniz bence etmez. Nedeni şu: Türkiye’de son seçimlerde evet taktiksel oy verme davranışı ya da stratejik oy verme davranışı şekillendirilmeye çalışılıyor. Seçmen buna yönelik olarak oyunu farklılaştırabiliyor. Öbür taraftan da siyasal alanı toptan etkileyebilecek siyasal mühendislikler çoğu zaman ters tepiyor. Bunu hem son 20 yıl içerisinde gördük hem de Türk demokrasi tarihini incelediğimizde birçok örneği var. Siyasetin gerçekliği ve sahiciliği ile fazla oynamamak gerekiyor.
HDP ASLINDA MİLLET İTTİFAKI’NDAN DİYETİNİ İSTİYOR
HDP resmi olarak altılı masada yer almıyor ama özellikle CHP ile ilişki içinde olduğu gerçeği de var. HDP’nin önümüzdeki seçimlerde özellikle cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde altılı masaya sizce nasıl bir etkisi olabilir? Yani altılı masayı olumlu mu etkiler, ittifakı çatırdatır mı acaba?
Doç. Dr. Nebi Miş, HDP altılı masa için elbette çetin bir sınamayı beraberinde getiriyor. Kuşkusuz 2019 yerel seçimlerinde HDP, Millet İttifakı’nın adaylarına destek verdi, o günden bugüne de bu desteğin aslında diyetini istiyor. İYİ Parti’ye dönüp diyor ki, “Siz o sıralarda bizim verdiğimiz oylarla oturuyorsunuz” ya da İYİ Parti, HDP’ye yönelik bir açıklama yaptığında, çok sert bir cevap alabiliyor. Şimdi bu HDP meselesini şöyle analiz etmek lazım. HDP’li siyasetçiler şöyle düşünüyorlar; bizim belirli bir oy oranımız var, Türkiye’de mevcut ittifaklar açısından baktığımızda seçimin sonucuna biz önemli oranda etki edebiliriz. Böyle olunca da kendi ağırlıklarının ötesinde Millet İttifakı’ndan beklentileri var. Siyasi alanda bizi sahiplenmeniz lazım, bizim siyasetimiz karşında durmamanız gerekiyor diyerek, Milleti İttifakı’nı ya da altılı masayı belirli bir siyaset çerçevesi geliştirmeye zorluyorlar. HDP altılı masaya bizimle açıkça müzakere edin. Bizim beklentilerimizi dikkate alın diyor.
Bugün için HDP üçüncü farklı bir ittifak olarak yoluna devam ediyor, parlamento seçimlerine kendi adaylarıyla gireceğini söyledi ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bizim istediğimiz adayı, bizim tasvip edebileceğimiz bir adayı çıkarırsanız destekleriz diyerek aslında altılı masanın üzerinde bir çeşit vesayet kurmaya çalışıyor. Mesela diyor ki İYİ Partili bir adayı ya da İYİ Parti’nin etkin olduğu, belirleyici olduğu bir adayı biz desteklemeyiz. Bugüne kadar bir iş bölümü vardı aslında. İş bölümünde HDP, altılı masanın iş birliği yaptığı bir parti olarak duracaktı, bu süreci CHP yönetecekti ve İYİ Parti de burada fazla meseleye karışmayacaktı. Üst düzey açıklamalarla da bu iş birliğine zarar verilmeyecekti ama az önce de konuştuk. Siyasetteki gerçeklikler bazen o mühendisliklere izin vermiyor. İYİ Parti sonuçta seküler milliyetçi diyebileceğimiz bir tabana sahip. CHP’nin içerisinde ulusalcı, Atatürkçü kesimler var ve HDP’nin PKK ile arasına mesafe koyamaması, HDP yöneticilerinin açıktan PKK’yı destekleyen açıklamalarına karşı bu partilerin içerisindeki milliyetçi taban, partilerine ve parti yöneticilerine yönelik eleştiriler getiriyorlar. Böyle olunca da HDP altılı masa için çeşitli sınamaları da beraberinde getiriyor. CHP, özellikle ortak aday arayışında HDP’yi oyun kurma denkleminde İYİ Parti’ye karşı manevra alanını genişletmeye çalışıyor.
[Nebi Miş “Kürt seçmen ile HDP’yi zaten aynı görmemek gerekiyor.”]
HDP’NİN KADROLARIYLA TABANINI AYRIŞTIRMAK GEREKİYOR
Doç. Dr. Nebi Miş, En nihayetinde oluşan krizleri de yönetmek için partiler kendi politikalarından taviz veriyor. Mesela İYİ Parti bugüne kadar birçok taviz verdi, CHP zaten burada özellikle bir dönüşüme uğradı 2010’dan itibaren ama her halükarda 2023 seçimlerine gidildiğinde HDP’nin tartışılacağını ama bu tartışmalarda dikkat edilmesi gereken hususu da özellikle vurgulamak istiyorum Türk siyasetinin geleceği açısından. HDP’nin kadroları, parti yönetimi ile HDP tabanının kesinlikle ayrıştırılması gerektiğini düşünüyorum. Kürt seçmen ile HDP’yi zaten aynı görmemek gerekiyor. Bunun ötesinde HDP parti yönetimi ve teşkilatları ile bu partiye oy veren seçmenleri de aynı bakış açısı ile değerlendirmemek lazım. Geçmişten bugüne HDP tabanına baktığımız zaman tabanın birçok seçimde özellikle ikili seçimlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ya da referandumda AK Parti’nin adaylarına veya AK Parti’nin desteklediği referandumlara destek verdiğini görüyoruz. Geçmişten bugüne belediye seçimlerinde HDP tabanının yine AK Parti’nin adayını belirli bir oranda desteklediğini İstanbul’da mesela çok net görebiliriz. Son İstanbul yerel seçimlerinde bu dengenin değiştiğini de görmek gerekir. HDP büyükşehirlerde Millet İttifakı’nın adaylarını önemli oranda destekledi. Her partinin tabanında olduğu gibi HDP tabanı da değişiyor. Tüm bunların ötesinde tek tip bir HDP seçmeninden bahsedemeyiz.
[TÜHA Haber Ajansı, 21 Aralık 2022]