‘Suriye’de Türkiye’nin Küresel Güçler İle İlişkisi’

TÜHA HABER / Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM online olarak “Suriye’de Türkiye’nin Küresel Güçlerle İlişkisi” adlı panel gerçekleştirdi.
DİPAM Başkan Yardımcısı Ahmet İŞCAN moderatörlüğünde gerçekleşen panele Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Nişantaşı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Savaş BİÇER ve Türk-Arap Medya Derneği Başkanı gazeteci Turan KIŞLAKÇI konuşmacı olarak katıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan Ahmet İŞCAN, konuşmacıları tanıtarak ana konusunun Suriye olduğunu belirterek, Suriye meselesinin 2011′ den beri her anlamda Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir mesele olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin Suriye ile uzun ve geniş kara sınırına sahip olmasından ötürü Suriye meselesinden çok ciddi sonuçlar doğuracak şekilde etkilendiğini ifade eden İŞCAN, özellikle hem Türkiye hem de tüm dünya için en büyük problemlerden olan göç meselesini ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılanmaların Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmesi, Suriye meselesini Türkiye için odak noktası
haline getirdiğini belirtti.
Ahmet İŞCAN, Suriye’yi, Türkiye’nin sistemin ötesinde ilk kez bir dış politika üretmeye başladığı en somut alan olarak gördüğünü, Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak adına Suriye’ye çok ciddi operasyonlar gerçekleştirdiğini ve sonucunda da birçok kazanım elde ettiğini kaydetti.
İdlib’de 5 Mart 2020 tarihinden beri somut olarak gözüken yumuşama ve ateşkes durumun son günlerde başlayan Rus bombardımanlarının başlamasının ardından yerini çatışmaya bırakabilmesinden endişe duyan DİPAM Başkan Yardımcısı İŞCAN, panelde yer alan konuşmacılara bu konudaki fikirlerini sorararak, ayrıca İran’ın desteğini alan Rusya’nın, bölgede büyük bir operasyon hazırlığında olduğunun söylendiğini ve bu durumun çatışma halini doğurma ihtimalini sordu.
Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Suriye’deki savaşın bitmediğini hatırlatarak, küresel güçlerin yanında İran ve İsrail gibi devletlerin de Suriye meselesinde yer aldıklarına dikkat çekti.
Uluslararası İlişkilerde yeni bir kavram olan Müzakere Teorisi’ni (Negotiating Theory) işaret ederek, Suriye ve İdlib özelinde müzakere ortamının hiç bitmediğini söyleyen Prof. Dr. OKTAV, ayrıca çatışmalar ve savaşlar devam ederken de müzakerelerin sürdüğünü ve İdlib’in bunun en çarpıcı örneği olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Türkiye’nin Suriye’de üstü kapalı bir şekilde İran ve Rusya ile çatışma içerisinde olduğuna da değinerek, Müzakerelerin sürdüğü Astana Süreci’nin devam ettiğini, İdlib özelinde olduğu gibi çatışmanın eşiğine gelinen dönemlerde dahi Türkiye’nin hiçbir zaman ne Rusya ne de İran ile müzakereleri sonlandırmadığını vurguladı.
İdlib’de, Doğu Guta’da olduğu gibi kıyımların olmaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17.09.2019’da Soçi’ye giderek Putin ile müzakere yapmasını örnek olarak gösterdiğini hatırlatan Prof. Dr. OKTAV, Türkiye’nin bu çabalarının zaman zaman kendi imajına zarar verdiğini açıkladı.
Prof. Dr. Zeynep OKTAV, konuşmasına, bu çabaların sonucunda Rusya tarafından Türkiye’nin İdlib’de radikal muhalifleri de koruyor görüntüsünün verildiğini söyleyerek şöyle devam etti:
“17.09.2018’den 27.02.2020’ye kadar Türkiye ve Rusya ilişkileri hiçbir zaman iyiye gitmedi ve 27 Şubat 2020 tarihinde İdlib’de meydana gelen saldırıda Türkiye 38 şehit vermesi, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde çatışma son derece üst noktaya varmasına neden oldu. Müzakere Teorisi, çatışmayı çözmek ve zora başvurmak için taraflar müzakereye başvurmaları gerektiği konu edinildi”
Prof. Dr. OKTAV, Suriye özelinde bakıldığı zaman tarafların çatıştıktan sonra müzakereye başvurduğunu veyahut tarafların müzakere süreci paralelinde çatıştıklarını söylediğini ve bunu çarpıcı bulmduğunu,Türkiye ve Rusya’nın müzakere sürecinde masaya oturduklarında aralarındaki sorunları bölümlere ayırdıklarını ve daha az sorunlu alanı masaya yatırdıklarını söyledi.
27 Şubat’taki saldırıdan sonra Türkiye’nin misliyle karşılık verdiğini söyleyen Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Türkiye ve Rusya arasında yapılan müzakerelerde her iki tarafın da istediğini elde edemediğinin altını çizerek, Rusya ve İran’ın İdlib’de Türkiye’yi istemediklerini, fakat Türkiye’nin İdlib’den çıkmadığını ve ayrıca M4 Karayolunu kontrol etmeye devam ettiğini açıkladı.
Prof. Dr. OKTAV, “Bunun yanında Türkiye, ABD ve NATO ile beraber hareket etmedi. Ayrıca Türkiye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemlerini alarak Rusya ile de orbite içerinde hareket etti” diye konuştu.
Rusya’nın Türkiye aracılığıyla NATO birliği içerisinde bir çatlak oluşturduğunun dikkatini çeken konuşmacı Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Rusya’nın bundan büyük kazanç çıkardığını, Suriye meselesinde Türkiye ve Rusya arasındaki temel sorunların; Rusya’nın PYD/PKK ile arasına gerektiği kadar mesafe koymamasının, Türkiye’nin Suriye’ye yapmış olduğu askeri operasyonlardan olan Zeytin Dalı Operasyonu’nu desteklemeyip, Suriye’deki Türkiye’nin askeri varlığından rahatsız olması ve Tel Rıfat’ta Rusya’nın askeri gözlem noktaları kurması ve böylelikle Menbiç ve Afrin arasında bir boşluğun doğması olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Oktav, Türkiye’nin Suriye’de zaman zaman ABD ile ilişkilerinin kötüye gittiğini ve bazen de Rusya ile ilişkilerin gerildiğine hatırlatan Prof. Dr. OKTAV, Suriye’nin toprak birliği konusunda Türkiye ve ABD’nin görüş ayrılığı yaşadığını, Türkiye, İran ve Rusya’nın bu konuda birbirlerine daha yakın olduğunu vurgu yaptı.
“Ayrıca bu durum üçlü arasında yapıştırıcı bir etki sağladı” diye konuşan Prof. Dr. Zeynep OKTAV, “Buna ek olarak Rusya, Suriye toprak birliği konusunda Türkiye ve İran kadar ısrarcı olmadı. 27 Şubat sonrası Türkiye NATO ile olan iletişimi ve dile getirilen NATO desteği somut herhangi bir karşılığı olmadı” ifadesini kullandı.
Prof. Dr. OKTAV, Türkiye’nin İdlib konusunda yalnız kaldığına ve 27 Şubat’taki saldırıdan sonra Türkiye ve AB ilişkilerinin gerildiğine dikkat çekerek, “Çünkü İdlib’den doğacak olan göç sorunu sanki sadece Türkiye’nin sorunuymuş gibi davranan AB’ye karşı büyük bir öfkeyle sınır kapılarını mültecilere açmış” olduğunu belirtti.
Türkiye’nin bölgede çoğunlukla esnek davranmasına, diyalog süreçlerini devam ettirmesine rağmen gelinen noktada Türkiye’nin elinin kolunun bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Rusya’nın Türkiye’yi sürekli olarak Esed rejimiyle anlaşması için yönlendirdiğini ve YPG/PYD ile ilişkisine mesafe koymadığını, hatta daha da yakınlaştığı ve 13 Ocak 2020 günü Suriye ve Türkiye istihbarat şeflerinin Moskova’da bir araya geldiğini ve bu haberin Rusya tarafından basına sızdırıldığını açıkladı.
Prof. Dr. OKTAV, “Türkiye bir şekilde Esed rejimi ile görüşme yürütüyor” şeklinde duyurulduğunu aktararak, doğru Suriye Meselesi’nde Türkiye için en kötü senaryo olarak görmüş olduğu; Rusya ve ABD’nin Suriye’yi dizayn etmek konusunda aralarında anlaşması durumunu gösterdiğini ve ayrıca ABD’li enerji şirketi olan Delta Crescent Enegy Şirketi’nin YPG ile petrol antlaşmasına dikkat çekti.
Türkiye’nin ENKS’yi ve PKK-YPG’ye muhalif Suriye’nin kuzeyinde bir sürü kürt gruplar ile bir uzlaşma ve konsolide etmesini umduğunu kaydeden Prof. Dr. Zeynep OKTAV, Müzakere Teorisi’nden de bahsederek, müzakerelerin Türkiye üzerinde Rusya özelinde gerçekleşen müzakerelerin bir yere kadar devam edip bir yerden sonra tıkandığını, çünkü müzakerelerin sürmüş olduğu esnada çatışmaların başlamış olduğunu, sorunların neden bu kadar çözümsüz olduğunu idade etti. (Devam edecek)
HABER : Merve TAMER & Asistan | Assistant
***
KONUŞMACILAR HAKKINDA
Prof. Dr. Özden Zeynep OKTAV, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Uluslararası
İlişkiler bölümünde bölüm başkanıdır. Oktav’ın çalışmaları arasında: Turkey in
the 21st Century Quest for a New Foreign Policy (2011), Limits of Relations
with the West: Turkey Syria and Iran (2008), The Changing Dynamics of the
Arab Gulf and Saudi Arabia-US-Iran Relations (2011), Turkey in the 2000’s:
Opportunities, Risks and Crises (2015), GCC-Turkey Relations: Dawn of a New
Era (2015), Violent Non-State Actors and the Syrian Civil War: ISIS and YPG
Cases (2018) bulunmaktadır. Oktav, Türkiye ve Ortadoğu ilişkileri üzerine bir
çok makale yayınlamıştır. Oktav, Cambridge ve St. Andrews üniversitelerinde
misafir araştırmacı olarak bulunmuştur.
Dr. Savaş BİÇER, Kuleli Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu’nu takiben Harp
Akademilerinden kurmay subay olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin
çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra emekli oldu. NATO’nun Soğuk
Savaş sonrası askeri müdahaleleri üzerine doktora tezini tamamladı. NATO,
Uluslararası Güvenlik ve terör üzerine yazılar yazan Dr. Savaş Biçer, İstanbul
Nişantaşı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölüm başkanıdır.
Turan KIŞLAKÇI, Türkiye ve Pakistan’da farklı üniversitelerden ekonomi, din,
felsefe ve uluslararası ilişkiler üzerine eğitim aldı. Türk-Arap dünyası
tarafından çok iyi tanınan siyasetçi, gazeteci ve edebiyatçı yazar. Arap
dünyasında gönüllü Türk-Arap kültür elçisi olarak ünlendi. Ortadoğu üzerine
yazdığı kitapları ile Türk-Arap düşünce dünyasına derin bir bütünlük ve renk
kazandırması ile biliniyor. 2018-19 yıllarında Katar Kültür Bakanlığı’nda
müsteşarlık görevini yürüten Kışlakçı, çeşitli medya kuruluşlarında yöneticilik
yapmaktadır.
[TÜHA Haber Ajansı, 30 Eylül 2020]